Block title
Block content

"Hayatın dışı da, içi de, her iki yüzü de lâtiftir. Hattâ en küçük ve hasis bir hayvanın hayatı bile yüksektir." Hayat, nur ve vücudun içinin de, dışının da temiz olmasını nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Eşyanın iki yüzü var; birisi mülk yüzü, diğeri ise melekut yüzüdür.

Mülk, eşyanın dış yüzü, yani bize görünen yüzüdür. Bu yüzde sebep sonuç ilişkisi hakimdir, yani bütün işler sebepler eli ile yapılıyor. Bu yüzde zıtlar iç içedir, iyi kötü, güzel çirkin ağır hafif, büyük küçük beraber bulunuyor.

Eşyanın melekut yüzünde yani iç yüzünde her şey şeffaf ve berraktır. Eşyanın iç yüzündeki berraklık ve şeffaflık mülk yüzündeki gibi sebep ve sonuç ilişkisinin ve zıtların beraber bulunmamasını ifade eder. Yani eşyanın hakiki, gerekçe ve hikmetlerinin hükmettiği alandır melekut tabiri.

Allah, bazı hikmetlerinden dolayı dünyada zıtları cem etmiştir. İmtihan gereği bazı zararlı ve çirkin maddeleri yaratmıştır. Sıcak ile soğuk, ışık ile karanlık, iyilik ile kötülük vs çok zıtları iç içe ve beraber yaratmıştır.

Dünyadaki bu çirkin ve zararlı maddeler ile isim ve sıfatları arasına da sebepleri koymuş ki aralarında direk olarak bir temas görülmesin. Zira Allah’ın izzet ve azameti bu gibi zararlı ve çirkin maddeler ile direkt bir mübaşereti, yani teması kabul etmiyor. Hem de insanların haksız ve yersiz şikayet ve isyanları direk olarak Allah’a gitmemek için, Allah, zahiren çirkin gibi duran o maddeler ile arasına perde olsun diye sebepleri koyuyor.

Mesela ölüm, hastalık, musibet gibi haller Allah’ın bazı isim ve sıfatlarına zahiren uygun düşmüyor. Aslında bu hallerin iç yüzü ve hakikat-i halleri çirkin ve zararlı değildirler,  ama insan gibi aklı ve idraki sınırlı varlıklar, her zaman bu hallerin hakiki vechesini ve cephesini göremedikleri için şikayet ve isyan ediyorlar. Şayet bu haller ile Allah’ın kudreti arasına sebepler vasıta olarak girmese idi, şikayet ve isyanlar direkt olarak Allah’a gidecekti ki bu da Allah’ın izzet ve gayretine dokunacaktı.

İşte sebepler, isyan ve şikayetin hedefini şaşırtıp -bir nevi paratoner gibi- şikayet ve isyanları kendi üstüne çekip asıl mercii olan Allah’ı tenzih etmiş oluyorlar.

Mesela bir anne ve baba çok sevdiği yavrusunu feci bir şekilde kaybetse, Allah’a değil sebeplere kızar, şikayet ve isyan ateşini sebeplerin üstünde söndürür. Bu yüzden Allah, sebepleri vasıta olarak araya koymuş ki isyan ve şikayet kendi Zatına gelmesin.

Bununla beraber Allah’ın bazı nimetleri ve mahlukları vardır ki hem mülk yüzü hem de melekut yüzü şeffaf ve parlaktır. Her vechesi ile  Allah’ın isim ve sıfatlarına münasip bir mahiyettedir. Zahir yüzü de  olsa çirkin ve zararlı bir tarafı yoktur.

Mesela varlık, hayat, nur, iman, hidayet gibi şeylerin her tarafı güzel ve hoştur. Bu nimetlerin hiçbir cephesinde Allah’ın isim ve sıfatları ile münasip olmayan bir hal yoktur. Bu yüzden Allah bu nimetler ile arasına kesif ve kalın sebepleri koymamıştır. Bu nimetler ile isimleri arasındaki mübaşeret, zahire yakın bir şekilde tezahür eder. Hangi insan kalkıp da diyebilir hayat kötü, nur kötü, varlık kötü; neden bunları bana verdin, deyip sızlanabilir. İşte bu nimetlerin iki yüzünün de temiz ve parlak olması bu manayadır. Yani bu nimetlerin hiçbir yönünde şikayete konu bir şeyin olmaması, her iki yüzü de temiz şeklinde tasvir edilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...