Block title
Block content

Hayatın gayesindeki dokuz emirde geçen; "Duygular terazileri ile İlahi nimetleri tartmak ve küllî şükretmek" idrak ve marifet ile mi, yoksa duyguların mizan ve zevkleri ile mi ilgilidir? Ayrıca, külli şükrün bununla ilgili olmasının hikmeti nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dokuz emirden birincisinde nimetlerin tadılıp tartılması, ikincisinde bütün varlıklarda tecelli eden İlahi isimlerin tefekkür edilmesi nazara veriliyor.

Buna göre birincideki tartma, duygularla olmakta ve akabinde külli şükretmenin zikredilmesiyle bu tatmanın ve tartmanın idrak ile, tefekkür ile yapılması gereği vurgulanmış olmaktadır.

İnsan, gözü ile eşyanın büyüklüklerini, şekillerini, renklerini, uzaklık ve yakınlıklarını tartar.  Dağlara bakarak “Şu dağ, şu tepeden büyüktür.” der.  Renkleri tartarak şu mavi, şu yeşil, şu daha koyu yeşil hükmünü verir.

Diliyle tatlar âlemini tartar; acıyla tatlıyı ayırt etmekten, tatlar arası ton farkına kadar nice bilgileri insana kazandırır.

İbadet ve marifet için yaratılan insanın, bu kutsî görevinin bir şubesi tefekkür ise bir diğeri de şükürdür. İnsan, birçok âlemleri ancak duygularıyla tanır ve tartar, onları böylece tefekkür eder, onlardan gördüğü faydaları düşünmekle de şükreder.

Şükrün küllî olması şöyle düşünülebilir: 

Bir nimeti tek olarak düşünmek yerine, bütün nimetleri birlikte düşünmek küllî bir tefekkürdür ve insanı “küllî şükre” götürür. 

Bir de, insan, “bedenindeki her organın” ve  “ruhuna takılan her latifenin ve her duygunun” ne kadar büyük birer nimet olduğunu düşünüp bunların tümü için Allah’a şükretmekle “küllî şükretmiş” olur.

Öte yandan, insan bu enfüsî nimetler için yaptığı küllî şükrü, kendisini kuşatan bütün harici nimetleri de birlikte düşünmekle yine küllî şükretmiş olur.

Bir başkası ise:  İnsan mazhar olduğu bir nimete şükrederken, aynı nimete kavuşmuş olan bütün sevdiklerini, hatta bütün canlıları da düşünüp şükrünü küllileştirebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...