Block title
Block content

Hayatın sûreti ve tarz-ı vazifesinin "bir kelime-i mektube, kudret kalemi ile yazılmış hikmetnüma bir söz" olması ve görünüp işitilip esma-i hüsnaya delalet etmesi ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sûret kelimesi “hakikati” çağrışım yaptırıyor. Her şeyin bir sûreti bir de hakikati vardır. Ve “Hakiki hakaik-i eşya Esma-i İlahiye’dir.”

Buna göre, hayatın hakikati Muhyi (hayat verici) ismine dayanır, onun tecellisidir. Bununla birlikte hayatlar arasında birçok farklılıklar da vardır. İşte bu farklılıklar sûret kavramını hatıra getirir. Maddî varlıklar sûretleriyle birbirinden ayrıldıkları gibi, gözle görünmeyen varlıklar da, meselâ melekler de, birbirlerinden farklıdırlar; onların da birini diğerinden tefrik ettirecek manevî sûretleri vardır.

Buna göre hayatın sûreti denilince hayatın kendisini ve onu başka hayatlardan ayıran özel durumunu anlıyoruz. Yoksa, hayat sadece bir “sıfat” olarak düşünüldüğünde onun sûreti olmaz.

Farklı sûretlerde olan hayatların ve onlara sahip olan değişik ruhların da yine birbirinden ayrı vazifeleri olacaktır.

“Kelime” ve “söz” ifadeleri birer teşbihtir ve kâinatın “kudret kâlemiyle yazılmış bir kitaba” benzetilmesinin alt şubeleridir.

Hayat, sıfat olarak düşünüldüğünde ne görülür ve ne de işitilir, ama o hayata sahip olan ruhlar ve melekler görülebilirler. Hayatın kendisi de Allah’ın isimlerine ayna olan, O’nun rahmetini, hikmetini ve kudretini ders veren bir kelime ve bir söz olarak düşünülebilir.

“Hayatım Rabbanî bir mektubdur; kardeşlerim olan zîşuur mahlukata kendini okutturur, yaratanı bildirir bir mütalaagâhtır. Hem Hâlıkımın kemalâtını teşhir eden bir ilânnameliktir.”  (Şualar, Dördüncü Şua)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...