Block title
Block content

Hayır Allah'ın seçtiğindedir. Bizim için dua etsek de etmesek de muhakkak hayrı verecektir. Bizim dua etmemizin ne anlamı olabilir? Risaleler ışığında bir cevap bekliyorum.

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Levh: Eşya ve mevcudatın  zaman nehrine girmesi demektir. Yani Allah’ın ilminde plan ve proje  olarak ve  ilmi bir vücut ile bekleyen mevcudatın zaman ve mekan boyutuna intikal edip görünmesi ve varlık kazanması demektir.

Mahv: Zaman sahnesine çıkan eşyanın ve mevcudatın ölüm ve zeval ile tekrar zaman sahnesinden çekilip gitmesi demektir.

İspat: Zaman sahnesine çıkmak için sırada bekleyen eşyanın, tekrar zaman sahnesine çıkıp manasını göstermesi anlamındadır. Allah’ın ilminde varlık sahnesine çıkmayı  bekleyen diğer mevcudat plan ve projeleridir.

Üstad Hazretlerinin  ifadesi ile eşya önce levh ediyor, yani varlık sahasına çıkıyor görünüyor, sonra mahv oluyor. Yani zeval ve ölüm ile varlık sahnesinden çekiliyor. Sonra yine başka mahluk ve eşya o gidenlerin ardından varlık sahnesine giriyor. Buna da ispat deniyor.

Zaman şeridi, yazar bozar bir tahta hükmünde olduğu için, yazılar ve mukadderat son hali ile yazılı değildir. Şart ve meşrut kuralı vardır. Yani Allah der; şu şartı yaparsa, ben de ona şöyle muamele ederim. Mesela Allah, bir kulunun ömrünü sağlığına dikkat etmek kaydı ile seksen yıl tahsis eder, ama o kul sağlığına dikkat etmez ve Allah da Levh-i Mahv İspat'a yazmış olduğu seksen yılı siler, onu elli yıla çevirir. Ama insanın ömrüne dair bu  son hali, şartları ile beraber Levh-i Mahfuz'da vardır, burada bir değişme olmaz. Yani Allah zaten onun sağlığına dikkat etmeyip ömrünü elli yıla düşüreceğini ezeli ilmi ile biliyordu.

Üstad Hazretleri bu hakikate şöyle işaret ediyor:

"İşte bu sırra binaen, geçen Ramazan-ı Şerifte ve Kurban Bayramında ve daha başka vakitlerde, istihraca binaen veya keşfiyat nev'inden verilen haberler, muallâk oldukları şerâiti bulamadıkları için vukua gelmemişler ve haber verenleri tekzip etmiyorlar. Çünkü mukadder imiş, fakat şartı gelmeden o da vukua gelmemiş."

"Evet, Ramazan-ı Şerifte bid'aların ref'ine Ehl-i Sünnet ve Cemaatin ekseriyetle hâlis duası bir şart ve bir sebeb-i mühim idi. Maalesef camilere Ramazan-ı Şerifte bid'alar girdiğinden, duaların kabulüne sed çekip ferec gelmedi. Nasıl ki, sabık hadisin sırrıyla, sadaka belâyı ref' eder; ekseriyetin hâlis duası dahi ferec-i umumîyi cezb eder. Kuvve-i cazibe vücuda gelmediğinden, fütuhat da verilmedi."(1)

Buradan anlaşılıyor ki, insan hayırda bütünü ile iradesiz ve mahkum değildir. Dua ve sadaka gibi şeyler ile hakkında takdir edilmiş şeyleri yine Allah’ın iradesi ile etkilemek insan için olabilir. Bu sebeple dua ederken dikkatli olup genel ve şeriata uygun şeyleri talep  etmeliyiz. Mesela, "Bana erkek evlat ver." demek yerine, "Bana hayırlı evlat ver." demek, bizim için daha güzel ve daha  hayırlıdır.

(1) bk. Lem'alar, On Altıncı Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Zeyl, Birinci Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4624 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...