Block title
Block content

"Haysiyet ve namus ise, edepsizlerin tedibini ister. Halbuki şu memlekette o merhamet, o namusa lâyık binden biri yapılmıyor." Cenab-ı Hakk'ın namusu ve haysiyeti ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Söz verip sözünden dönmek, gücü yettiği halde masum ve mazlum birisinin elinden tutmamak, çok zengin olduğu halde fakir birine ikramda bulunmamak vs. gibi kavramlar namus, haysiyet ve gayret gibi kemal değerler ile bağdaşmıyor.

Allah sonsuz haysiyet ve gayret (kudret ve zenginlik) sahibi iken, bu gibi değersiz şeylere tevessül etmesi mümkün değildir.

Dolayısı ile Allah’ın söz verip sözünden dönmesi, gücü yettiği halde masum ve mazlum birisinin elinden tutmaması, çok zengin olduğu halde fakir birine ikramda bulunmaması gibi değersiz hallerde bulunması muhal içinde muhaldir. Üstadımızın burada anlatmak istediği ana nokta burasıdır.

"Demek, şu saltanat sahibinin pek büyük bir keremi, pek geniş bir merhameti var. Hem pek büyük izzeti, pek celâlli bir haysiyeti, namusu vardır."

"Halbuki kerem ise, in'âm etmek ister. Merhamet ise ihsansız olamaz. İzzet ise gayret ister. Haysiyet ve namus ise, edepsizlerin tedibini ister. Halbuki şu memlekette o merhamet, o namusa lâyık binden biri yapılmıyor. Zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar."

"Demek bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor."(1)

Namus ve haysiyet kelime olarak itibar, şeref, değer ve kıymet anlamlarına geliyor. Bu kelimeler Allah hakkında kullanıldığı zaman izzet ve azamet, kibriya ve münezzehiyet manalarına gelir.

İzzet: Kelime olarak ziyadelik, üstünlük, değer, kıymet, kuvvet, muhterem ve muteber olmak manalarına geliyor.

İzzet-i İlahi: Allah’ın sonsuz azamet ve kibriyasını ifade eden bir kelimedir. Büyüklük ve kibirde Allah tek ve yektadır. Kimse onun kibir ve büyüklüğü karşısında duramaz, onun kibir ve büyüklüğü karşısında her şey zillettedir. Her şey onun sonsuz büyüklüğü karşısında küçüktür, gibi manalara geliyor.

Zillet: Aşağılık, horluk, hakirlik, alçaklık gibi manalara geliyor ki, izzet kelimesinin zıddıdır.

Kafirin küfrü ile İzzet-i İlahiyeye dokunması, onu inkar edip onun doğru dediğine eğri demesidir. Evet, küfrün mahiyetinde Allah’a bir meydan okuma ve onu tahkir etme manası vardır ki, Allah’ın bu ağır suçu görmezden gelip cezalandırmaması mümkün ve kabil değildir.

İzzet-i İlahi’nin küçük bir lemasını üzerinde tecelli suretinde taşıyan bir insan dahi, kendine yapılan tahkire karşı izzet-i nefis gösterirse, elbette izzet ve azameti sonsuz olan Allah’ın sonsuz tahkir ve hakaret içeren küfrü ebedi cezalandırması onun izzet ve şanındandır. Böyle ağır suçlara kayıtsız kalmak zillet ve alçaklıktır ki, Allah zilletten mukaddes ve beridir.

Allah’ın "iman edin" emrine karşı küfür ile "iman etmem" demek, Ona karşı sonsuz bir saygısızlık ve hürmetsizlik manasını taşıyor. Hatta -hâşâ- Allah ile alay etmek ve istihza manasını taşıyor...

(1) bk. Sözler, Onuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 6.384
Word indir Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
insanlar bile imtihan ettiklerinde karşılığını kazananlara veriyorlar örneğin memurluk sınavında okulların sınavında kazanan işe giriyor yada kazandığı okula gidiyor karşılığı verilıyor. insanların düzenlediği sınavlarda namus haysiyet gayretlerini ortaya koyarak karşılık veriliyorsa insana namusu haysiyeti gayreti verenin imtihanı hiç karşılıksız olurmu haşri ve ahireti ve cenneti ve cehennemi kesin verecek.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...