Block title
Block content

"Hayvan ve insanlar, eytam gibi zeval ve firakın korkusundan vaveylalara düşeceklerdi." Burada geçen insanların düştüğü hale, nasıl oluyor da hayvanlar da düşüyor; açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BEŞİNCİ REŞHA: Arkadaş! Şu zât-ı nuranî (a.s.m.), mürşid-i imânî, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bak, nasıl neşrettiği hakikatin nuruyla, hakkın ziyasıyla, nev-i beşerin gecesini gündüze, kışını bahara çevirerek, âlemde yaptığı inkılâpla âlemin şeklini değiştirerek nuranî bir şekle sokmuştur. Evet, o zatın nuranî güzelliğiyle kâinata bakılmazsa, kâinat bir mâtem-i umumî içinde görünecekti. Bütün mevcudat birbirine karşı ecnebî ve düşman durumunda bulunacaktı. Cemâdat, birer cenaze suretini gösterecekti. Hayvan ve insanlar, eytam gibi zeval ve firakın korkusundan vâveylâlara düşeceklerdi. Ve kâinata, harekâtıyla, tenevvüüyle ve tagayyüratıyla, nukuşuyla tesadüfe bağlı bir oyuncak nazarıyla bakılacaktı. Bilhassa insanlar, hayvanlardan daha aşağı, zelil ve hakir olacaklardı."(1)

Hayvanların ölüme karşı gösterdikleri fıtri refleks ve savunma sistemi, onların da ebedi yaşama arzusunun olduğuna işaret ediyor. Hatta  hayvanlar aleminde annelerin  yavrularına  müthiş şefkat göstermeleri, gerektiği zaman canlarını feda etmeleri, onlarında bazı hissiyatlara sahip olduklarını kati bir şekilde gösteriyor.

Depremi hissedip meskun mahalli terk eden hayvanların, terk etme gerekçesi ancak aşk-ı beka ile izah edilebilir. Belki onların bekaya olan tutku ve aşkları insanınki gibi ulvi ve şuurlu olmayabilir, ama onların da kendilerine mahsus bir ebed özlemi ve ebedi yaşama refleksi vardır ki, bunun sigortası İki Cihan Serveri Hazreti Muhammed (sav)’dir.

Nasıl sahibine alışmış evcil bir hayvan, sahibinin ölmesi ile bir boşluğa ve şaşkınlığa düşüyor ve hissen onu arıyor ise, aynı şekilde bütün hayvanat alemi dahi hissen ve mahiyetini anlamakta aciz olduğumuz bir alakadarlık ile Hazreti Peygamber Efendimizi (asv) biliyorlar ve onunla münasebet içindedirler. Hazreti Peygamberimizin (asv) devesinin ayrılık kederinden ölmesi buna bir işarettir. 

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Reşhalar

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

aynurkus
Efendimiz (s.a.v.) Bir seferinde Ensârdan bir zâtın bahçesine girdi. Orada bir deve vardı. Deve Resülullah (s.a.v)'ı görünce inledi ve gözlerinden yaşlar aktı. Aleyhissalâtu vesselâm deveye yaklaştı ve gözyaşlarını sildi. Hayvan sâkinleşti. "Bu devenin sâhibi kim?" diye sorarak ilgi gösterdi. Ensar'dan bir genç: "O bana aittir ey Allah'ın Resülü!" deyip ortaya çıkınca Hz. Peygamber onu payladı: "Allah'ın sâna mülk kıldığı bu deve hakkında AIIah'tan korkmuyor musun? Bâk! Bu bana şikâyette bulundu. Sen bunu acıktırıyor ve fazla çalıştırarak da yoruyormuşsun." Bunun gibi nice misaller de olduğu gibi hayvanların çalışma, avlanma ve etinden, yününden, sütünden v.s.yararlanma haklarına ait, dünyada ilk defa hukuki boyutta kaideler koyan, kurbanlıkların ve bir çok hayvanın nev’ini temsilen cennete girebileceğini haber veren, her hayvanın farklı bir zikri ve vazifesi olduğunu beyan eden ve yine onların insan için bir lûtuf olan varlıklarının Halık-ı Rahim’in nice hikmetlerine medar olduğunu bizlere bildiren O’ (a.s.v) dır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...