Block title
Block content

Hazırane ve gaibane ibadet bahsinde İslam'ın esaslarını nasıl görebiliriz? Gaibane ibadeti "O" diyerek, hazıraneyi "sen" diye, muhataba suretinde anlamak mümkün mü? İnsan ibadet mi ubudiyet için mi gönderilmiş? Ubudiyetten budiyet ne noksan eder?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ubudiyet" genel, "ibadet" ise özel bir terimdir. Ubudiyetin belli bir sınırı ve şekli yokken, ibadetin belli bir sınır ve şekli vardır. Ubudiyet ayetlerde mutlak bir ifade ile teşvik edilirken, ibadet kayıtlı ve şartlı bir şekilde emredilir. Bu sebeple ibadet ubudiyetin içindedir, ama özel bir yeri vardır. Yani ibadetsiz ubudiyet mümkün değildir, ama ubudiyetsiz ibadet mümkündür. 

 Mesela, Allah muhabbeti ve haşyetinden dolayı gözden bir damla yaş akar. Bu bir damla yaş insanı ötelere makamlara uçurur ki, bu durum bir ubudiyettir. Ama ibadetin şekli ve vakti ayet ve hadislerce tespit ve tayin edilmiştir, ramazan orucu, beş vakit namaz ve hac gibi.

Hac, zekat, namaz, oruç ibadettir haşyet, zikir, tesbih, acz, fakr, muhabbetullah gibi şekli ve sınırı belli olmayan şeyler ise ubudiyettir. İnsan kâinata hem iman hem ibadet hem de ubudiyet için gönderilmiştir.

"İşte, insan, şu kâinata geldikten sonra iki cihetle ubudiyeti var. Bir ciheti, gaibâne bir surette bir ubudiyeti, bir tefekkürü var. Diğeri, hâzırâne, muhâtaba suretinde bir ubudiyeti, bir münâcâtı vardır."

"Birinci vecih şudur ki: Kâinatta görünen saltanat-ı Rububiyeti itaatkârâne tasdik edip kemâlâtına ve mehâsinine hayretkârâne nezaretidir."(1)

Burada eserden müessire değil, müessirden esere gelmek manası vardır. Yani önce Allah’a Kur'an’ın çerçevesi ile iman eder. Sonra ona ibadetler ile itaat eder, ondan sonra da mehasin ve kemalatına intikal eder. Yani yukarıdan aşağıya inerek gelmek vardır. Önce Allah, sonra sıfatlar, sonra isimler, sonra mevcudat şeklinde geliyor. Bu da doğal olarak gaibane bir iman şekli oluyor. Halbuki eserden müessire gitmekte onun kemal ve güzelliklerini azdan çoğa doğru tanıyıp gitmek vardır. Burada ise çoktan ve kaynaktan aza doğru gelmek manası vardır. Gaibane kulluk buradaki kulluktur. Görmediği bir Allah’a iman edip eşyaya onun nazarı ile bakıyor.   

"(...) İkinci vecih huzur ve hitap makamıdır ki, eserden müessire geçer. Görür ki, bir Sâni-i Zülcelâl, kendi san'atının mucizeleriyle kendini tanıttırmak ve bildirmek ister. O da iman ile marifet ile mukabele eder."(2) 

Eserler üzerinde Allah’ın sanat ve tecellilerini görüp, onun Zatına ve sıfatlarına intikal ederek Onu o isim ve sıfatlar vasıtası ile tanıyıp ona sevgi beslemektir. Her bir isim ve sıfat onu tanımak ve sevmek noktasında bir merdivendir ve terakki etmektir. Bu yüzden her mevcut üzerindeki binlerce ismin nakışları aracılığı ile huzuru kazanır. Yani eserler sayesinde eser sahibine varır ve her şeyde onu hatırlatacak vecihleri görür. Yani Allah eserler aracılığı ile kendini insanlara gösterip ilan ediyor. İnsan da bu gösterme ve ilana iman ve marifet ile karşılık veriyor demektir.

Eserden müessire ya da müessirden esere metodunu diğer imanın beş rüknüne de tatbik edebiliriz. Zira imanın diğer rükünlerine de kainattan işaret ve beşaretler mevcuttur.

Mesela, ahirete hem gaibane iman ederiz hem de kainattaki bir takım işaret ve beşaretler ile hazırane iman ederiz. Küfür ve şerde küçük bir cehennem saklı olduğu gibi, iman ve hayırda da  küçük bir cennet saklıdır ki, bu da bir cihetle daha gitmeden cennet ve cehennemin burada hazırane görülmesidir.

 Kader levhalarına hem gaibane iman ederiz hem de bir ağacın çekirdeğinde onun küçük bir modelini görüp hazırane iman ederiz. Diğer iman rükünlerine de bu şekilde bakılabilir.

Gaib ve hazır tabirleri insanın pozisyonu ile ilgilidir. Mesela Peygamber Efendimiz (asv) Miraç'tan önce gaibane iman ediyordu, Miraç'ta hazırane bir iman makamına çıktı.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas

(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...