"Hazret-i Ali (r.a), o mucizevâri kerametiyle ve Hazret-i Gavs-ı Âzam (k.s) o harika keramet-i gaybiyesiyle, sizlere bu sırr-ı ihlâsa binaen iltifat ediyorlar. Ve himayetkârâne teselli verip hizmetinizi mânen alkışlıyorlar..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bilirsiniz ki, Hazret-i Ali (r.a.), o mucizevâri kerametiyle ve Hazret-i Gavs-ı Âzam (k.s.) o harika keramet-i gaybiyesiyle, sizlere bu sırr-ı ihlâsa binaen iltifat ediyorlar. Ve himayetkârâne teselli verip hizmetinizi mânen alkışlıyorlar. Evet, hiç şüphe etmeyiniz ki, bu teveccühleri ihlâsa binaen gelir. Eğer bilerek bu ihlâsı kırsanız, onların tokadını yersiniz. Onuncu Lem'adaki şefkat tokatlarını tahattur ediniz." (1)

Başta Kur’ân’-ı Kerim'den otuz üç ayet, Hz. Ali (ra), Gavs-ı Azam (ks), 1926-1960 yıllarındaki zorlu şartlarda, Nur talebelerinin iman mücadelesine bakıp müjde veriyorlar. O dönemde Osmanlı yıkılmış tekke ve medreseler kaldırılmış, kökü dışarıda olan dinsizlik komiteleri âdete inananları mengene gibi kıskaç altına almış; âlimlerin bir kısmı idam edilmiş, bir kısmı sürgüne gönderilmiş geriye kalanlar da sindirilmiştir.

Böyle çetin ve zorlu bir süreçte Hazreti Ali ve Gavs-ı Azam gibi manevî tasarrufları devam eden büyük şahsiyetlerin, bu iman taifesine müjde vermemesi düşünülemez. Muhafaza gaybî bir durum olduğu için açıkça görülmez. Lakin hâdiselerin tevafuku, defalarca idam ve hapislerden kurtulmalar, bu kadar baskı ve tazyike rağmen, Risale-i Nurların elle yazılıp çoğaltılması, en çok okunan bir eser olması, bunun manevî bir hıfz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Elbette ki bu mübarek zâtların manevî himmet ve yardımları, sadece Nur talebelerine has bir durum değildir. Dine hizmet eden ve teselliye muhtaç olan her ferd ve her cemaat bundan hissedardır...

  • Neden özellikle bu iki zat nazara verilmiş?

İmam Ali (ra) ve Gavs-ı Geylani (ks) Hazretlerinin üç mümeyyiz vasfı bulunuyor. Birisi Ehl-i beytten olmaları, diğeri manevî tasarruflarının devam ediyor olması, üçüncüsü de Üstad Hazretlerinin bu iki zât-ı mübarekten manevî ders ve feyiz almasıdır. Bu yüzden, bu iki büyük zât Risale-i Nurlarla ve onun şakirtleri ile ciddi alakadardırlar.

Üstelik Üstad Hazretleri bu iki zât-ı muhteremin maddî ve manevî evladıdırlar.

Bu tokatların neler olduğunu Onuncu Lem’a olan Şefkat Tokatları Risalesinden okuyabiliriz.

  • Hazreti Ali'nin, Risale-i Nur talebelerini manen alkışlaması, ne demektir?

Hz. Ali (r.a)’ın Risale-i Nur talebelerini manen alkışlaması, onların hizmetlerinden razı olması ve takdir etmesidir.

Dinsizliğin, her türlü batıl itikadın ve sefahatin yaygın olduğu bu dehşetli asırda, Risale-i Nurlar vasıtası ile iman ve Kur’ân’a hizmet eden bu hakikat kahramanlarını İmam Ali (r.a) tâ o asırdan görüp takdir etmiş ve manen himmet etmiştir. İşte İmam Ali’nin (r.a) bu manevî himmet ve beşaretini, Üstad Hazretleri "manen alkışlıyor" şeklinde tasvir etmiş.

Bu alkışlamak tabiri; memnuniyeti ve razı olmayı ifade eden bir teşbih ve temsildir.

  • Hz. Ali ve Gavs-ı Azam'ın kerametleri nelerdir?

Bu kerametler, Sikke-i Tasdik-i Gaybi'de genişçe izah edilen gaybi ihbarlardır. Yani İmam Ali (ra) ve Hazret-i Gavs-ı Âzam (k.s.) eserlerinde hem Üstad Hazretlerinden hem Risale-i Nurlardan hem de iman hizmetinde bulunan Nur talebelerinden haber verip onlarla alakadar olmuşlar ve iltifatlarda bulunmuşlardır.

Üstad Hazretleri bu hususa şu şekilde işaret ediyor:

"İşte Hazret-i Gavs, madem bu kasidesinde sergüzeşt-i hayatımın mühim noktalarına işaret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt-i hayatıma şu cümlesiyle işaret ediyor denilebilir..."

"Elhasıl: Hazret-i Gavs'ın mezkûr kelimatları, bu fakirin tarih-i hayatımda geçen en mühim noktaları mânâsıyla ifade ettikleri gibi, hesab-ı ebced makamıyla mühim noktaların tarih-i vukularına tevafukları, elbette tesadüfî ve tesadüf işi olamaz. Sair işârâtın kuvvet-i kat'iyeti, tesadüfü muhal derecesine getirmiştir. Madem bu beş satır kasidesi bir keramettir; keramet ise, mucize gibi, Cenab-ı Hak tarafındandır, intak-ı bilhak nev'indendir, daha beyan etmediğimiz çok esrarı hâvidir; ihtiyar-ı beşer yetişemez."(2)

Hz. Gavs-ı Azam olan Abdülkadir-i Geylani'nin kerametleri ve gaybî haberleri meşhurdur. Bu nedenle, velilerde olan haber verme fiili, evliyaların sultanı olan Hz. Ali ve Hz. Abdülkadir Geylani’de daha külliyetli ve daha keyfiyetli olarak tecelli etmiştir. Ahir zamandaki hizmetlerle ve o hizmetlerde istihdam edilen fedakâr talebeler ile de ilgilenecek ve haber verecek, hatta onlara gereken iltifat ve yardımı -izn-i İlahi- ile yapacaklardır ve yapmışlardır.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a.
(2) bk. Sikke-i Tasdik-i Gaybî, Sekizinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

isahalim

Hz. Ali'nin (R.A.) kerametini " mucizevâri keramet" diye zikretmesinin bir sebebi var mıdır? Kerametlerin mucizevi olmayanları da var mıdır? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Mucizevi mucize ile aynıdır anlamına gelmiyor sadece mucizeyi anımsatır bir harika demektir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...