Block title
Block content

"Hazret-i Fatıma’nın zürriyetinin nesl-i mübareki, âlem-i İslâmda Ehl-i Beyt ünvanını alarak âli bir şeref kazanacaklarını..." izah eder misiniz?

 
Soru Detayı:

"... Hazret-i Fatıma وَاِنِّى اُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ diyen Hazret-i Meryem’in validesi gibi zürriyetçe çok müşerref olacağını ilân ediyor." Hz. Meryem'in soyu devam etmiyor ki?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte bu abâ ve dua ile, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hazret-i Ali (r.a.) ve Hazret-i Hüseyin'i (r.a.) mes'uliyetten ve ittihamdan ve ümmetini onlar hakkında sû-i zandan kurtardığı gibi, Hazret-i Hasan'ı (r.a.), yaptığı musalâha ile ümmete ettiği iyiliğini vazife-i risalet noktasında tebrik ediyor ve Hazret-i Fatıma'nın (r.a.) zürriyetinin nesl-i mübareki, âlem-i İslâmda Ehl-i Beyt ünvanını alarak âli bir şeref kazanacaklarını ve Hazret-i Fatıma (r.a.) وَاِنِّى اُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ  diyen Hazret-i Meryem'in validesi gibi zürriyetçe çok müşerref olacağını ilân ediyor."(1)

"Gerçek şu ki Allah Âdem’i, Nûh’u, İbrâhim ailesi ile İmran ailesini, birbirinden gelen tek zürriyet halinde bütün insanlardan süzüp onlara üstün kılmıştır. Allah semî’dir, alîmdir (her şeyi hakkıyla işitir, mükemmel tarzda bilir)." (Âl-i İmrân, 3/33-34)

Bu ailelerden maksat; onların neslinden gelen peygamberlerdir. Âl: yakınlıkta ve tutulan yolda herhangi bir insana mensup olan kimseler, “âile, hanedan” demektir. İmran ise: Hz. Îsâ (as)’ın anne tarafından dedesi, yani Hz. Meryem’in babasıdır.

Yani Hazreti Meryem (ra)’in mübarek neslini Âl-i İmran nesli olarak anlamak gerekir. Bu nesli de aşağı yukarı şeklinde değil de bir bütün halinde değerlendirmek gerekir. Hazreti Meryem peygamber nesli olan Âl-i İmran sülalesinin kutlu ve tahir bir ferdi olup, en güzel meyvesi ise Hazreti İsa (as) olmuştur. Şeref sadece sonradan gelecek evlatlardan gelmez, daha önce gelmiş kutlu nesilden de gelebilir.

"Hani bir vakit İmran’ın hanımı şöyle demişti: 'Ya Rabbî, karnımda taşıdığım çocuğumu sana adadım, her türlü bağdan âzade olarak senin yoluna hizmet edecektir. Adağımı lütfen kabul buyur. Şüphesiz (duaları işiten, niyetleri bilen) semî ve alîm yalnız sensin!' (Âl-i İmrân, 3/35)

"Derken onu doğurunca da: 'Ya Rabbî,' dedi, 'ben bir kız doğurdum.' -Zaten Allah ne doğurduğunu pek iyi biliyordu- erkek evlat, elbette kız gibi değildir. Ben onun adını Meryem koydum. Onu da onun neslinden gelecekleri de o melun şeytanın şerrinden korumanı niyaz ediyorum.' (Âl-i İmrân, 3/36)

(1) bk. Lem'alar, On Dördüncü Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...