Block title
Block content

"Hazret-i İbrahim Aleyhisselâmın Nemruda karşı imâte ve ihyâda güneşin tulû ve gurubuna intikali, cüz’î imâte ve ihyâdan küllî imâte ve ihyâya intikaldir ve bir terakkidir; o delilin en parlak ve en geniş dairesini göstermektir..." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu konu Bakara suresi 258. ayette şöyle geçmektedir:

"Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: ‘Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür.’ dediği zaman: ‘Ben de diriltir ve öldürürüm.’ demişti. İbrahim: ‘Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!’ deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."

Tefsirlerde geçtiğine göre, Hz. İbrahim (as)’in “Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür.” demesi üzerine Nemrud, "Ben de diriltir ve öldürürüm." demiş ve huzuruna iki adam celbetmiş, birini öldürtmüş diğerini serbest bırakmıştır. Bu yaptıklarının Hz. İbrahim (as)’e cevap olmaktan çok uzak olduğu açıktır. Bunun içindir ki, İbrahim (as) bunu münakaşa konusu yapmamış, "hayır, bu yaptığın öldürmek ve diriltmek değildir," demek yerine "Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!" teklifinde bulunmuştur. Böylece Nemrud’a “Ancak güneş doğdurup batıran zat, hayatı verip alabilir.” mesajını vermiştir.

Cüzi imate ve ihya, bir insanın öldürülmesi ve diriltilmesidir. Külli imate ve ihya ise, arzın ve arzdaki mahlûkatın ölmesi ve diriltilmesidir. Güneşin doğuş ve batışı sırasında binlerce mahlûk yaratılıp öldürülüyor. Bir insana hayat verecek ve onu öldürecek Zat, ancak bütün bu fiillerin sahibi olabilir.

* * *

"Şu hakikate şahid-i kat'î, şu kâinatın zeval ve fenâsıdır. Yani, mevcudat, vücutlarıyla, hayatlarıyla nasıl ki o Hayy-ı Lâyemûtun hayatına ve o hayatın vücub-u vücuduna delâlet ve şehadet ederler. (HAŞİYE) Öyle de, mevtleriyle, zevalleriyle o hayatın bekasına, sermediyetine delâlet eder ve şehadet ederler. Çünkü, mevcudat zevâle gittikten sonra, arkalarında yine kendileri gibi hayata mazhar olup yerlerine geldiklerinden, gösteriyor ki, daimî bir zîhayat var ki, mütemadiyen cilve-i hayatı tazelendiriyor. Nasıl ki, güneşe karşı cereyan eden bir nehrin yüzünde kabarcıklar parlar, gider. Gelenler aynı parlamayı gösterip, taife taife arkasında parlayıp, sönüp gider. Bu sönmek, parlamak vaziyetiyle, yüksek, daimî bir güneşin devamına delâlet ederler. Öyle de, şu mevcudat-ı seyyaredeki hayat ve mevtin değişmeleri ve münavebeleri, bir Hayy-ı Bâkînin beka ve devamına şehadet ederler."

"HAŞİYE: Hazret-i İbrahim Aleyhisselâmın Nemruda karşı imâte ve ihyâda güneşin tulû ve gurubuna intikali, cüz'î imâte ve ihyâdan küllî imâte ve ihyâya intikaldir ve bir terakkidir; o delilin en parlak ve en geniş dairesini göstermektedir. Yoksa, bir kısım ehl-i tefsirin dedikleri gibi hafî delili bırakıp zâhir delile çıkmak değildir."(1)

Mevcudatın vücut ve hayatları, Allah’ın varlığına ve birliğine nasıl delil ise, mevcudatın ölüm ve zevalleri de Allah’ın beka ve sonsuzluğuna delil ve şahittirler.

İşte mevcudatın ölüm ve zeval konusu İbrahim (as) hadisesi ile ilişkili olduğu için, Üstat "haşiye" ile hem meselesine ayetten delil getiriyor hem de münasebet gelmişken müfessirlerin tefsirlerine bir başka açıdan baktırıyor.

Hazreti İbrahim Aleyhisselam’ın Nemrud’a getirdiği delil, bir mevcudun hayatının Allah’ın varlığına ve birliğine olan delilini izhar ve ispat ettikten sonra,  o mevcudun ölümü ile de Allah’ın ebedi olduğu hakikatini izah ve ispat ediyor. Sonrada bütün mevcudatı nazara vermeye intikal ediyor. Yani nasıl senin hayatını Allah verdi ise, bütün mevcudatın hayatını da Allah vermiştir. Aynı şekilde, nasıl seni öldüren Allah ise, bütün hayatlıları da öldüren Allah’tır, diyerek cüzi delilden külli delile intikal ediyor. Yoksa birinci delil hafi ve anlaşılmadığından, daha zahir ve anlaşılana geçmiyor. Güneşin doğması ihyadır, batması ise imatedir.

Yani bir karıncanın hayata mazhar olması cüzi bir ihyadır, Güneşin doğması ise külli bir ihyadır. Yine bir karıncanın ölmesi cüzi bir imatedir, Güneşin batması külli bir imatedir. İşte İbrahim (as) Efendimiz cüzi ihya ve imateden külli ihya ve imateye intikal ile terakki edip meseleyi genişlendiriyor. 

(1) bk. Mektubat, Yirminci Mektup, İkinci Makam.

İlave bilgi için tıklayınız:

"Hazret-i İbrahim Aleyhisselâmın Nemruda karşı imâte ve ihyâda güneşin tulû ve gurubuna intikali, cüz’î imâte ve ihyâdan küllî imâte ve ihyâya intikaldir ve bir terakkidir;.. " İzah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

k.toprak
Bediüzzaman Hazretlerinin Kur'an'ı kerimi nekadar güzel anladığı bu sözlerde belli oluyor Ayeti almış süzmüş günümüzün insanına sunmuş sizde akla yaklaştıracak şekilde açıklamışınız Allah razı olsun birde şunu anlayabilirmiyiz Risaleler hafi manalara diğer tefsir alimleride zahire göre okuyucularını bilgilendiriyorlar
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)
Risalei Nur zahir batın bütünlüğünü muhafaza ederek ayetleri tefsir etmiştir. Sadece batın manaları esas almıştır, demek doğru olamaz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...