Block title
Block content

"Hazret-i Mevlânâ’nın üfürdüğü neyden tuğyan ve feyezan eden, Hazret-i Ali’nin (kerremallahu veche) kuyuya söylediği esrar-ı hakikatten başka nedir? Farkı nerededir ki, o ney, o kuyuda hâsıl olan kamıştandır." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hak, Peygamber Efendimiz (asm)'den sonra nübüvvet kapısını kapatmıştır. Hz. Muhammed (asm)'den sonra peygamber gelmeyecektir. Fakat Rabbimiz (c.c) dinin ve müminlerin sağlam ilerleyebilmesi için, "müceddid" dediğimiz vazifeli zatları ilim ve hikmet ile techiz edip göndermektedir. Bu zatların vazifesi, bulundukları asırlarda ki insanların İslamı nasıl anlamaları ve yaşamaları gerektiği hususunda telkin ve tavsiyelerde bulunmaktır.

İşte bu külli kaideye binaen, müceddid ve müçtehit zatlar, hep kur'an sofrası ve sünnet pınarı ile beslenmişlerdir. Başta Halife-i Güzin olarak bazı büyük sahabeler, Müçtehit efendilerimiz, tarikat aktabı olan gavs ve kutuplar ve asfiya dediğimiz İmam-ı Gazali ve İmam-ı Rabbaniler, Ömer İbn-i Abdulaziz gibi siyaset alanında İslam'a hizmet edenler hep bu sınıftandır.

Bu gibi zatların hem itikadı ve hem de eserleri hep aynı menba'dan kaynaklanıyor.

Netice: Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de çoğu alimlerin itirafı ve ittifakı ile bu asrın müceddidi olması itibariyle elbette telif ettiği Risale-i Nurlar, Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Mevlana'nın eserlerinden farklı olmayacaktır. Belki elbiseleri ve cesetleri farklı olabilir ama ruh, akıl ve kalp aynıdır. Çünkü, aynı yerden beslenmektedirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Editor (admin)
Oradaki kıssanın aslı şöyle : "Hz. Peygamber malumunuz Hz. Ali için ilmi kapısı diyor. Efendimizin dilinin ucunu Hz. Ali' nin dilinin ucuna deydirdiği bu yüzden Hz. Ali' nin ilminde müthiş bir artma olduğu rivayet edilir. Bunun manevi sarhoşluğuyle kendini tutamayan İmam-ı Ali kimsenin aklen kalben kaldıramayacağı bu hali kâinata haykırmak ister ama imtihan sırrını düşünüp bir kuyuya vargücüyle haykırır. Kuyu o aşk-u şevk ile cuş-u huruşa gelip kaynamaya ve taşmaya başlar. O taşan kuyunun aktığı topraklardan zamanla kamışlar yaratılır. Ta ki o kamışlardan biri Mevlananın eliyle buluşur. O kamış yanık bir ses ile dinleyenleri aşka getirip, aşk-ı hakikinin cezbesiyle döndürür. Kıssa burada tamam oldu.... İmam-ı Ali bu hakikatleri o zaman ümmete açıklamak istemiş ancak Efendimiz (ASM) engel olmuş. "Senin neslinden ahirzamanda gelecek Zat bunları anlatacak"demiş. Detaylar velayet-i kübra ve veraset-i nübuvvet meselelerine giriyor... Saygılar.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ümitvar
"Senin neslinden ahirzamanda gelecek Zat bunları anlatacak" ifadesinin kaynağı nedir? Kütüb-ü Sitte'de mi geçmektedir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (burhan)

Sorularla Risale-i Nur sitesi kullanıcıların kendi şahsi kanaatleri doğrultusunda yapmış oldukları yorumlar konusunda sorumluluk kabul etmemektedir. Sitemiz kullanıcılarından bir kardeşimizin yorumu olan bu ifadede geçen ve hadis olarak belirtilen hükmün, kaynağını bilemiyoruz. Şayet bu kaynağa ulaşma durumumuz ve imkanımız olursa, inşaallah size yardımcı olmaya çalışacağız. Bu vesile ile ifade etmek isteriz ki, [b>"Yorumlarda yazılan ifadelerde yaptığınız nakillerin kaynaklarını belirtmenizi rica ediyoruz. Bu şekilde okuyanların zihninde soru işareti oluşmayacak ve güvenle okumaları sağlanacaktır."

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (admin)
Kaynak belirtmeden yazdıklarımdan dolayı özür dilerim. Bu kıssanın kaynağı bir sohbet esnasında kendisinden dinlemiş olduğum "Prof.Dr. Şener Dilek" ağabeydir. Bu sohbet ses kaydı olarak elimde mevcuttur. Ancak şunu ifade etmeliyim ki bu şekilde tasavvufi boyutu olan konular aklın mizanına gelmiyor. O yüzden naklettiğim yorumdaki ifadelerde geçen hadis gibi algılanan ifadelerin hadd-i zatında sahih bir kaynağı var mıdır yok mudur bilemiyorum. Ancak ahirzamanda gelecek Zatın ilmi hakkında pekçok rivayet bulunmaktadır. Şaban Döğen' in kitabındaki aşağıdaki ifadeleri aynen aktarıyorum :

1. O mevhibe-i İlahiye olarak kendisine hikmet, yani ilim bahşedilmiş, tesiri geniş birisidir.(1)
2. Maneviyat büyüklerinden Beyazıd-ı Bistami' nin de ifade ettiği gibi, "Ona daha çocukken çokca ilim ve amel ihsan edilecektir.(2)
3. İbn-i Kesirden "Kitab-ul Kinayede" belirttiği gibi ilim ve vakar onun zineti olacaktır.(3)
4. Onun uzun boylu ilim öğrenmeye ihtiyacı yoktur. Çünkü ahirzamanın en dehşetli döneminde alabildiğine önemli bir hizmetle vazifeli olarak gönderilecektir. Onun için de bu ilmine olağanüstü bir tarzda kavuşacaktır. Bunu, Allah, O'nu bir gecede ıslah eder? (4) ve ?Cenab-ı Hak Meh_i'yi bir gecede kâmil mânâda hidayete ulaştırır"(5) hadis-i şeriflerinden öğreniyoruz.?
Bu iki hadis-i şerifi açıklayan âlimler, Allah'ın onun tövbesini kabul edip onu feyiz, fazilet ve hikmetlerle dolduracağını, muvaffakiyet nasip edeceğini belirtmektedirler. Camiü's-Sağîr Haşiyesinde el-Hafnî, bu hadisi açıklarken Cenab-ı Hakkın ona bir gecede halk üzerinde hükümranlık vereceğini ve ilmî faziletlere kavuşturacağını belirtmektedir.(6)
5. Abdülkerim İbnü'l-Arabî, Hz. Mehdî'ye kendi sun'u olmadan en yüksek kutbiyet, içtihad yapma özelliği verileceğini, çalışıp kazanarak değil, emin makamında bunu elde edeceğini söyler.(7)
6. Hatemü'l-evliya ve evliyanın feyz menbaı olan Hz. Mehdî ilmini doğrudan Allah'tan alır. O Hz. Şis' in [Şit] tasarrufunda da değildir. Hz. Adem, oğlu Habil şehid olunca oldukça üzülmüş, Allah'tan vehbî ilme sahip salih bir evlat istemişti. Allah da ona Şis Aleyhisselâmı ihsan etmişti. Onun içindir ki Allah vergisi olan ilmin kaynağı Şis Aleyhisselâmdır, bu ilmin anahtarı onun elindedir. Bu konuda hangi mükemmel ruh söz söylerse onun ruhu meded eder. Ancak hatemü'l-evliya bunun dışındadır. Çünkü hatemü'l-evliya bütün evliyanın feyz menbaıdır. Ona ilmi hiçbir ruhtan gelmez, ancak Allah'tan gelir.(8)
7. Muhyiddin Arabî Fütûhat-ı Mekkiye 'sinde Mehdî'nin bu özelliklerini anlatırken de buna benzer ifadeler kullanır: "O, hiç yanılmayacaktır. Çünkü onun, görmediği yerde doğrultan bir meleği vardır." Melek-i ilham olarak değerlendirdiği bu melekle olan mü­nasebetini de şöyle anlatır: "Hadis-i Meh_î'nin işaret ettiği gibi, melek-i ilhamın kendisine ilkâ ettiği esaslarla hükmeder. Melek, Şeriat-ı Muhammediyeyi (a.s.m.) ilham eder; artık Meh_î de hükmünü icra eder. Hadis-i Mehdîde, 'Eserime tâbi olacak ve onda hataya düşmeyecektir' buyurulmaktadır."(9)
8. Meh_î, irşadını vehbî olarak yapar. O, Allah'ın hususî inayetiyle yetişir.(10)
9. Kaynaklarda Hz. Mehdî'nin esrar-ı huruf, yani cifır ve ebced ilmini, müsbet ilimleri bileceği de belirtilir.(11) İlimler ansiklopedisi yazarlarından birisi olan Taşköprülüzâde Ahmed Efendi de Mevzûâtii'l-Ulûm adlı eserinde Meh_î'nin cifir hesabını bileceğinden de söz etmektedir.(12)

(1) Ramûzü'l-Ehadis,s.518.
(2) Nursî, Tılsımlar Mecmuası s. 205, 206.
(3) İbni Kesir, Kitabü?n Kinaye, 1:29-30.
(4) İbni Mâce, Kitabü'l-Fiten: 34 (H. 4085)
(5) Müsned, 1:84.
(6) Sünen-i İbni Mâce Tercümesi ve Şerhi, 10:351.
(7) Nursî, A.g.e., s. 207.
(8) Füsûsu'l-Hikem Tercüme ve Şerhi, s. 235-236
(9) Fütûhât-ı Mekkiye, Bab: 366.
(10) Haccac, Abdullah, Alâmâtu?l-Kıyameti'l-Kübrâ, Kahire: 1986, s. 73.
(11) Nursî, A.g.e., s. 206.
(12) Taşköprülüzâde Ahmed Efendi, Mevzûâtü'l-Ulûm, II:246.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Çiğdem
Yusuf beye tesekkur ederim. Hz. Mehdi (ra) hakkindaki rivayetlerden bir kismini daha ogrenmis olduk.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ümitvar
Allah razı olsun. Ben açıkçası kaynağı her hangi bir şüpheye bağlı değil öğrenme maksadıyla sormuştum. Yusuf Bey'e teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca mümkünse velayet-i kübra konusundaki detayları da ifade ederse çok sevinirim. Tabi mümkünse...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
demir37
şu kıssayı merak ediyordum ,Allah razı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...