Block title
Block content

Hazreti Ali Arap olduğu ve Arapça konuştuğu halde, Celcelutiye'si neden Süryanice? Ayrıca Celcelutiye'nin vahiy olmasını açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Celcelûtiye, Süryanîce bedî demektir. Resûl-i Ekrem Efendimize (asm) Hazret-i Cebrâil (as) tarafından indirilen ve içinde İsm-i Azamı da taşıyan yüksek mânâlar, Hazret-i Ali (ra) tarafından Celcelûtiye adıyla ve cifir ilmine göre birçok tarih de düşürülerek, Süryanî diliyle nazmedilmiş ve kaside haline getirilmiştir.

Celcelûtiye, yüksek ve tesirli bir duâdır; bir isimler hazinesidir. Allah’ın rahmetine vesile olması hasebiyle, bir rahmet hazinesi veya bir cennet hazinesi demek de mümkündür. Allah’ın en büyük ismi olan İsm-i Azam, bu duânın içerisinde gizlenmiş olduğundan, bu duâyı okuyarak Allah’a sığınan kimsenin, dünya ve âhiret işlerinde çok kolaylıklar ve bereketler göreceği müjdelenmiştir.

Celcelutiye kasidesinin kendisi değil, onun aslını teşkil eden muhtevası itibariyle, bir kudsi hadis gibi veya zımnî bir vahiy olarak telakki edilebilir. Bu tür vahiylerin Kur’an’da yeri yoktur.

Aslî muhtevası itibariyle zımnî bir vahiy olarak telakki edilen Celcelutiyeyi, Hz. Ali (ra) şerh edip açıklayarak manzum bir kaside halinde düzenlemiştir. Kasidenin kendisi Arapçadır ve Arapça kaside sitilinde tanzim edilmiş, ancak Allah’ın bazı isimleri ve diğer bir takım sözcükler Süryanîcedir.(1)

İmam Gazalî, hocası İmam Nureddin el-Isfahanî, İmam Ahmed el-Bunî ve Şeyh Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî’ye göre, Celcelutiye kasidesinin aslı vahiydir.

Zahir ve batın ilimlerinin ünlü üstadları olan bu alimlerin kanaatlerine iştirak etmek ve onların bilgi ve beyanlarına itimat etmekte -ilmen ve dinen- bir sakınca görmemekteyiz. Ancak bu kasidenin aslının vahiy olduğuna inanmamak da inanmak da kişiyi dinen bir sorumluluk altına sokmaz.

Dipnotlar:

(1) bk. Mecmuatu’l-Ahzab, Şazeli cildi, s.511-512.

İlave bilgi için tıklayınız:

Celcelutiye kasidesinin kaynağı yok iddiası...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)

Bediüzzaman'ın Risale-i Nurlar ile ifade ettiği Kur'an-ı Kerimin yüksek hakikatleri peygamberimize ilham ile bildirildiği zaman peygamberimiz (sav) en birinci talebesi olan Hz. Ali'ye bunları anlattı. Hz. Ali (ra) bunları yazmak istedi. Peygamberimiz (sav) bu hakikatlerin sahibi ve nâşiri başkadır, diye emretti. Bunun üzerine Hz. Ali (ra) bu hakikatleri şifreli bir şekilde ifade eden şiir ile nazmetti. Süryanice kelimeler ile de imtihana münafi olmaması için setretti. Bu hakikati anlayan ve bilen İmam-ı Gazali (ra) de Celcelutiyeyi şerh ederken bu hakikatlerin naşiri olacak olan zatı da överek methetti.
fikirbahçesi.org

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
abdurahmann
fesubhanallah! bedi manasi !
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...