Block title
Block content

"Hem anlarsın ki, şu dünyadaki tezyinat, yalnız telezzüz veya tenezzüh için değil. Çünkü bir zaman lezzet verse, firakıyla birçok zaman elem verir. Sana tattırır, iştihasını açar, fakat doyurmaz. Çünkü ya onun ömrü kısa, ya senin ömrün kısadır; doymaya kâfi değil." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem anlarsın ki, şu dünyadaki tezyinat, yalnız telezzüz veya tenezzüh için değil. Çünkü bir zaman lezzet verse, firakıyla birçok zaman elem verir. Sana tattırır, iştihasını açar, fakat doyurmaz. Çünkü ya onun ömrü kısa, ya senin ömrün kısadır; doymaya kâfi değil. Demek kıymeti yüksek, müddeti kısa olan şu tezyinat ibret içindir, (HAŞİYE) şükür içindir. Usul-ü daimîsine teşvik içindir; başka, gayet ulvî gayeler içindir."

"HAŞİYE: Evet, madem her şeyin kıymeti ve dekaik-i san’atı gayet yüksek ve güzel olduğu halde, müddeti kısa, ömrü azdır. Demek o şeyler nümunelerdir, başka şeylerin suretleri hükmündedirler. Ve madem müşterilerin nazarlarını asıllarına çeviriyorlar gibi bir vaziyet vardır. Öyle ise, elbette şu dünyadaki o çeşit tezyinat, bir Rahmân-ı Rahîmin rahmetiyle, sevdiği ibâdına hazırladığı niam-ı Cennetin nümuneleridir denilebilir ve denilir ve öyledir."(1)

Dünyadaki nimetler ve lezzetler tadımlıktır, doyumluk değildir. Yani dünyadaki nimetler cennetteki hakiki nimetlere işaret eden ve onlardan haber veren zayıf ve basit numuneleridir.

Bu yüzden dünya nimetleri ahiret için tasarlanmış ve ahirete bakan duygularımızı tatmin edip doyuramıyor. Sadece iştah açıp tadımlık bir esintidir dünya lezzetleri.

Dünya nimetlerinin doyumluk değil tadımlık olmasının en büyük sebeplerinden birisi de fani ve ani olmasıdır. En güzel yemeğin tadı bile damakta bir iki dakika hissediliyor, sonra kaybolup gidiyor. En güzel nimetlerden olan gençlik nimeti yirmi otuz yıl sonra yaşlılığa dönüşüyor. Sıhhat hastalığa, huzur ve sükûnet bela ve musibet ile meşakkate dönüşebiliyor. Yani dünya lezzet ve nimetleri daimi ve sürekli olamadığı gibi, insanın ömrü de sürekli ve daimi değildir.

Oysa insanda öyle duygu ve cihazlar var ki, "Ebed, ebed!.." diye inliyor, ama ömrü fani ve gelip geçici. Dolayısı ile insanın bu dünya hayatında doyuma ulaşması ne nimetler açısından ne de kendi ömrü açısından mümkün değildir, çünkü her ikisi de fanidir.     

(1) bk. Sözler, Onuncu Söz, Mukaddeme.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Altıncı Hakikat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 755 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

k.toprak
Yardımlarınız için Allah razı olsun teşekkür ederim.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...