Block title
Block content

"... hem ben kılıf olduğum gayet geniş ve yüksek olan ruh, kalb, akıl gibi letâif-i mâneviyeyi benim gibi dar, süflî bir zarfta yerleştirerek..." Burada geçen beden-ruh kıyasını nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ruh ile ceset, tabiat ve mizaç olarak biribirine zıt varlıklardır. Ruh, nurani ve latif bir varlıktır; ceset ise maddi ve kesif bir varlıktır. Ruh, zaman ve mekan kaydından mücerrettir, ceset ise zaman ve mekan ile mukayyettir. Ruh, bir anda binlerce işi tedbir ve tedvin edecek bir haysiyettedir, ceset ise aynı anda iki işi yapamaz. Ruh, hafif ve kayıtsızdır, ceset ise hantal ve sakildir. Ruh, inbisat ve tekemmül ettikçe ceset incelir, ruha karşı direncini yitirir, onun gibi latif ve nurani olmaya başlar.

 Ceset kalınlaşır ve hükmünü icra ederse, yani madde ve maddi kayıtlar inkişaf edip kesafet galip olursa, o zaman da ruh asliyetini kaybeder ve sakil bir hale dönüşür. Onun için ruh ile ceset iki mübayin rakiptir. Bir insanın hayatında  bu rekabeti ruh kazanırsa, yani ruh inkişaf edip hükmünü icra ederse ceset de nuranileşir ve hatta ruh gibi hiffet bulur.

Buradaki ifadeler sizin de ifade ettiğiniz gibi  ceset ile ruhun bir kıyaslanmasıdır. Yoksa cesedin sanat ve icat noktasında nakıs ve eksik olduğu söylenmiyor. Ceset, kendi tasarım ve konumu itibari ile en az ruh kadar mükemmel ve kusursuz bir sanat-ı İlahidir.

Lafız ile mana, madde ile maneviyat, ruh ile ceset, kesafet ile letafet, nur ile zulmet, bunlar hem birbirinin zıttı, hem de birbirinin manasının inceliklerini gösteren aynalar gibidir. Madde, varlık mertebeleri içinde en hantal ve kayıtlara maruz varlıktır. Bu yüzden, maddi kayıtlara mahkum olan bir şeyle, bu kayıtlardan azade olan şey arasında çok farklar olabiliyor.

Mesela, ruh; latif, nurani ve maddi kayıtlardan azade olduğu için, bir anda milyonlarca işi tedbir edip idare edebiliyor.  Bedenin her bir hücre ve azası ile aynı anda münasebet kurabiliyor. Yine, mana çok ince ve latif olduğu için, kalbin çok derinliğinden kaynayıp gelirken, maddeye, yani lafza yaklaştıkça, incelik ve letafetini kaybeder.

Bunun için lisan, kalbe tam tercüme olamıyor. Mana latif, lafız ise daha çok maddeye yakın, kesif bir şeydir. Ama birbirlerinin kıymetini gösterme noktasında ya da İlahi maksada hizmet etmek cihetinde  ikisi de mükemmel bir proje ve tasarımdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Mevkıf | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2159 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...