"Hem birer irade-i külliye ve birer ihtiyar-ı âmm ve birer hâkimiyet-i nev’iyenin ünvanları bulunan ve âdetullah namıyla yâd edilen fıtrî kanunların birisine, hususî ve kasdî bir hadise-i Rububiyeti ircâ eder..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İrade-i Külliye: Allah’ın iradesi küllîdir, yani hadsiz işleri birlikte irade eder. İnsanın iradesi ise cüz’idir, bir anda ancak bir şey irade edebillir ve ona bağlı olarak da kudretini bir anda ancak bir işe yönlendirebilir. Bu kainatta bir anda hadsiz işlerin birlikte icra edilmesi hem kudret-i ilahiyetin sonsuz olduğunu, hem de irad-i ilahiyenin küllî olduğunu gösterir.

“İhtiyar” kelimesi çoğu zaman irade yerine kullanılmaktadır. Arada şöyle bir fark vardır: İnsanda esas olan irade sıfatıdır, insan görme sıfatıyla görme fiilini gerçekleştirdiği gibi irade sıfatıyla da ihtiyar eder, yani seçme ve karar vermeyi gerçekleştirir. Buna göre, “ihtiyar” irade sıfatının yaptığı işe denilir. Yani insan, iradesiyle ihtiyar eder, seçer. Allah’ın iradesi küllî olduğu gibi ihtiyarı da umumîdir, yani her şeyi kuşatmıştır.

Kâinatta irade-i İlâhiye ile icra edilen bu hârika işleri, akıl almaz hâdiseleri kanunlara vermek en büyük bir cehalettir, bir safsatadır.

“Hususî ve kasdî bir hâdise-i Rububiyeti kanunlara ircâ eder.” cümlesi, insanları ikaz ve terbiye etmek için vuku bulan zelzele ve sel gibi birtakım hâdiseleri kanunlara verip, Cenab-ı Hakk’ın tasarruf ve rububiyetini görmeyenlerin ne derece bir cehalet içinde olduklarını ifade etmektedir. Meselâ depremi sadece fay hattının kırılmasına bağlamak, Allah’ın rububiyetini görmemektir. Her hâdise gibi deprem de Allah’ın iradesi ile vuku bulan bir hâdisedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...