Block title
Block content

"Hem bütün evliya ve sıddıkîn ve urefâ ve muhakkıkînin muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine..." diye devam eden cümlenin tümünü açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İslam dairesinde farklı meslek ve meşreplerin olmasının iki temel nedeni vardır; birisi Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisine bakıyor. Diğeri ise insanların kapasite ve kabiliyet durumuna bakıyor.

Allah’ın her bir isim ve sıfatı diğer isim ve sıfatından hem mana hem de hüküm olarak farklılık arz ediyor. Mesela Allah’ın ilim sıfatı ile kudret sıfatı mana ve hüküm bakımından biribirinden farklıdır, hatta muhaliftir. İlim sıfatı varlığın her boyutuna nüfuz edebilirken, kudret sıfatı varlığın sadece mümkün olan boyutuna nüfuz edip taalluk ediyor. Diğer isim ve sıfatları da buna kıyas edebiliriz. İlm-i Kelamda bu isim ve sıfatların mana ve hükümleri ve tecelli ve taalluk alanları etraflıca izah edildiği için, biz bu meseleyi kısa kesiyoruz.

Her bir isim ve sıfat tecelli ederken, mana ve hükmünü, tecelli ettiği yerde ve mahalde icra edip tezahür ettirmek istiyor. Diğer isim ve sıfatlar da aynı şekilde tecelli edince, eşyada ve mevcudatta bir ihtilaf, bir farklılık, bir başkalık hasıl oluyor. Nasıl Allah’ın isim ve sıfatları mana ve hüküm noktasından biribirinin aynı olması mümkün değil  ise, o mana ve hükümlere mahal ve mazhar olan eşyanın ve mevcudatın da birbirinin aynısı ve kopyası olması mümkün değildir. Demek eşyadaki  ve mevcudattaki ihtilaf ve farklılıklar Allah’ın isim ve sıfatlarından gelen tecelli farklılığındandır. Bu yüzden eşyayı ve mevcudatı  bir kalıp içine sokup aynileştirmek ve her şeyi tek tip haline getirmek, fıtrata aykırı bir ütopyadır.

İnsan, eşya ve mevcudat içinde daha özel ve daha seçkin bir konuma sahip olduğu için, insanların durumu biraz daha farklıdır. İnsan varlıklar içinde şahsiyet ve kabiliyet noktasından evrenin küçük bir nümunesi, küçük bir modeli gibidir. Her bir insan adeta değişik bir alem, farklı bir kainat gibidir. Duyguları, kabiliyetleri, düşüncesi ve mizacı noktasından insan tek başına bir alemdir.

Yukarıda bahsedildiği gibi, Allah’ın isim ve sıfatlarının farklı mana ve hükümleri insanda daha belirgin ve keskin bir şekilde tecelli ediyor. Böyle olunca, her bir insan özellik ve şahsiyet açısından diğer insanlardan tamamen farklı bir mahiyete sahip oluyor. Onun için bir insanın mizaç ve karakteri diğer insanınki ile aynı olmuyor, tamamen farklı, hatta zıt ve muhalif de olabiliyor. İnsanları farklı kılan ve her birisini diğerinden başka bir alem yapan şey, Allah’ın isim ve sıfatlarının farklı mana ve hükümlerinin bir iz düşümüdür.

Bu farklılıkların yanında elbette ortak olan ve genel kabul görmüş değerler de vardır. İnsanların sosyal ve toplumsal varlıklar olmaları bu ortak ve genel kabul görmüş değerleridir. Yani alemleri ve anlayışları birbirine yakın olan insanlar bir araya gelip yakınlaşmak ve toplumsallaşmak ihtiyacı hissederler. Bu toplumsallaşma ve yakınlaşmanın temel dinamiği, kabiliyet ve anlayışların bir birlerine yakın olmasıdır. Toplumları ve milletleri oluşturan temel nokta burasıdır. Yani ortak değerler ve genel kabullerdir. Ama bu ortak değerler ve genel kabuller hiçbir zaman insanları aynileştirmez, biribirinin aynı yapmaz. Bu yüzden aynı toplum ve milletler içinde farklı yapılanmalar ve farklı meslek ve meşrepler olabilmektedir. Bu hem fıtri hem de gerçekçi bir ihtiyaçtır. Önemli olan bu farklılıkların kavga ve çatışmaya gidecek kadar taassup ve bağnazlığa varmamasıdır.

Hak ve doğru bir çerçevede, ortak değerleri ve genel kabulleri incitmeyecek bir seviyede  insanların farklı meslek ve meşrepler oluşturması gayet doğal ve güzel bir durumdur. Hem de yukarıda izah edildiği üzere bu farklılaşmanın kökeni Allah’ın isim ve sıfatlarına dayanıyor.

Bu farklılık ve başkalık fıtri bir durum olduğu için, aynı mana peygamberlerde de mevcuttur. Bu sebeple her peygamberin fıtri ahvali ve mazhar olduğu şeriat biribirinden farklılık arz eder. Bu farklılıklarda hem Allah’ın isim ve sıfatları hem de kabiliyet ve istidatların rolü büyüktür.

Mesela, Allah’ın bir ismi bir peygamberde galipse, diğer isimler o ismin gölgesinde ve tesirinde kalıyor. Bu yüzden bütün isimleri eşit ve azami bir noktada aksettiremiyor. Bu yüzden peygamberlerin şeriat ve mahiyetleri bir ismin hükümranlığı altında kalıyor. Yanlış anlaşılmasın, diğer isimler onlarda hiç tecelli etmiyor ya da eksik tecelli ediyor demek değildir; bu diğer peygamberlere nispeten bir kıyaslamadır. Peygamberlerin arasındaki ihtilaf ve farklı makamların olması buradan kaynaklanıyor.

İki Cihan Serveri Peygamber Efendimiz (asv)'de Allah’ın bütün isim ve sıfatları azami ve dengeli bir şekilde tecelli ettiği için, onun şeriatı olan İslam bütün insanların kabiliyet ve mizaçlarını bünyesinde toplar ve çatısı altına alabilir bir genişliktedir. Yani genel çerçeve noktasından İslam bütün insanlığı kuşatan, çatısı altına alan geniş bir dairedir. Hiç bir kimse  İslam kalıp açısından dar olduğu için, filanca adamı ya da filanca toplumu çatısı altına alamaz ya da bünyesinde hazmedemez diyemez. İslam dininin karakterinde Hazreti Peygamber (asv)'in geniş ve eşsiz mahiyeti ve mizacı vardır. Bu öyle bir mahiyet ve mizaçtır ki hiçbir insan bu mahiyeti ve mizacı delip geçemez. Lakin küfür ve şirkte inat edip imana yanaşmayanlar bahsimizin dışındadır. Zaten onlar İslam’ı dar veya yetersiz gördükleri için değil, başka manevi hastalıklardan dolayı inkar ediyorlar.

Aynı azamilik ve kuşatıcılık Peygamber Efendimiz (asv)'e nazil olan Kur’an-ı Kerim'de de vardır. Bu sebepledir ki, meslek ve meşrepleri farklı, hatta zıt olan alim ve evliyalar Kur’an çatısı altında toplanmışlar, feyiz ve derslerini bu kitaptan alıyorlar. Yani Kur’an öyle geniş ve öyle yüksek bir hitaptır ki, bütün zıt ve ihtilaflı meslek ve mizaçları bünyesinde hazmediyor ve doyuruyor. Aklı esas alan İlm-i Kelam’ın Üstadı Fahrettin Razi ile kalbi esas alan tasavvufun Üstadı Muhyiddin-i Arabi aynı Kur’an dan ders alıyorlar. Kur’an bu farklı mesleklere ders verirken, bir tarafa meyletmiyor, hepsine en üst seviyeden feyiz veriyor; demektir ki bu da ancak Allah’ın kelamına yakışır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Kur'an'ın Tarifi, Birinci Cüz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2453 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...