Block title
Block content

"Hem bütün zerrelerin toplanmaları belki lazım değil." deniliyor. Bizden giden tırnak vs. gibi şeylerin cünüp iken ayrılması mekruhtur. Çünkü ahirette bize tekrar iade edilecektir. Birinci cümle nasıl değerlendirilmeli, eğer tekrar iade olacaksa? Bir de insan, dünyadaki halinden daha mı büyük olacak, ahirette?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ahirette cesetlerin inşası ve yeniden iade edilmesi meselesinde nasıl ve ne şekil olacağı konusunda iki farklı görüş vardır.

Birinci görüş: İnsanın bedeni bir kışla veya bir mektep gibi, orada talim gören zerreler birbirleri ile bir ünsiyet ve ülfet etmesinden, ölüm ile dağılsalar, her biri bir tarafa gitse de kışlada istirahat için dağılmış taburu bir boru sesi ile toplamak gibi, İsrafil (as)'in sûra üflemesi ile o dağılmış zerreler tekrar kışlaları hükmünde olan cesetlerine dönerler ve vazife başına gelirler denilmiştir.

 İnsan cesedi hiç yokken, zaten mevcudat aleminde dağınık bir şekilde idi. Allah bu cesedi yiyecek ve içecekler vasıtası ile o dağınık vaziyetten toplatıp, babanın beline sperm olarak cem ediyor. Yani cesette vazifeli zerreler zaten dağınık iken toplanması mantıklı olurken, ölümle gelen dağılmadan sonra ikinci bir toplanma neden mantıklı olmasın denilebilir. Bu fikri savunanlar açısından, hangi zerrelerin vücutta toplanması meselesi bizim akıl terazimizle tartılacak bir mesele değildir.   

 İkinci görüş: İnsanın kuyruk sokumu denilen yerde acbü’z-zeneb denilen, tohum gibi esas bir zerresi vardır. Bu zerre uçağın kara kutusu gibi zarar görmeyecek bir sağlamlığa ve mahiyete sahiptir. Allah bu asıl ve esas olan tohum gibi zerreden tekrar insanın cesedini inşa eder. Tıpkı bir damla sudan, başlangıçta insanı inşa etmesi gibi. Ya da küçücük incir tohumundan koca incir ağacının yaratılması gibi İnsan da o acbü’z-zeneb denen esas zerreden yeniden inşa olur. Her bahar mevsiminde milyonlarca tohumdan ceset inşa eden ve gözümüz önünde sürekli provaları yapılan bu inşa hakikati gayet aklidir. Bugün fen ilmi, insanın, gözle görünemeyecek kadar küçük spermlerden meydana geldiğini ifade ediyor. Bu sperm ile o esas olan zerre (acbü’z-zeneb) arasında hiçbir fark yoktur. Onu ondan yapan bir kudret, bunu bundan yapabilir mi diye şüpheye düşmek akıl karı olmaz.

Bu iki görüşten ikincisi Risale-i Nur meslek ve meşrebine daha yakın ve uygun olmasından biz ikinci görüşü esas alıyoruz.

"Arkadaş! Zahire nazaran, haşirde, ecza-yı asliye ile ecza-yı zaide birlikte iade edilir. Evet, cünüp iken tırnakların, saçların kesilmesi mekruh ve bedenden ayrılan herbir cüz'ün bir yere gömülmesi sünnet olduğu, ona işarettir."

"Fakat tahkike göre, nebatatın tohumları gibi 'acbü'z-zeneb' tabir edilen bir kısım zerreler, insanın tohumu hükmünde olup, haşirde o zerreler üzerine beden-i insani neşv ü nema ile teşekkül eder." (1)

Saç ve tırnak gibi, insan bedenine ait şeylerin cünüpken kesilmemesi ve vücuda ait parçaların gömülmesi sünnettir. Sünnetin illeti ise emri nebevidir. Yani Allah Resulünün (asm) sünneti olduğu için saç ve tırnaklar cünüpken kesilmez ve bedenin parçaları gömülür. Yoksa, sadece yeniden inşa ve haşir esnasında kolayca dirilmesi için gömülüyor değiller. Vücudun yeniden dirilmesi ikinci görüşe göre olsa da yine cünüp iken, tırnak ve saç kesilmesi mekruh ve bedenin cüzlerini gömmek sünnettir.

Burada, eşref-i mahlukat olan insana bir hürmet, bir tafdil var. Yani onun nasıl cesedi orta yere atılmayıp gömülüyor ise, onun cüzleri ve parçaları da aynı şekilde gömülmeye ve hürmete layık demektir. Yoksa bu gömme işi -hâşâ- Allah’a bir kolaylık olsun mülahazası ile yapılıyor değildir. Zaten Peygamber Efendimizin (asm) hadisinde haşir hafi ve remzi bir mana olup alimlerin yorumu ile açığa çıkıyor.

Cehennemde bedenlerin çok iri olacağı hadisler ile sabit, lakin cennette nasıl olacağı konusunda bizim bir malumatımız bulunmuyor.

Üstad Hazretleri bu hususu şu şekilde beyan ediyor:

"Ey münkir! Bilir misin ki, küfür ve inkârınla ne kadar ahmakça bir cinayet işliyorsun ki, kendi yalancı vehmini, hezeyancı aklını, aldatıcı nefsini tasdik edip, hiçbir vecihle hulf ve hilâfa mecburiyeti olmayan ve hiçbir vecihle hilâf Onun izzetine, haysiyetine yakışmayan ve bütün görünen şeyler ve işler sıdkına ve hakkaniyetine şehadet eden bir Zâtı tekzip ediyorsun! Nihayetsiz küçüklük içinde nihayetsiz büyük cinayet işliyorsun. Elbette ebedî, büyük cezaya müstehak olursun. 'Bazı ehl-i Cehennemin bir dişi, dağ kadar olması,' cinayetinin büyüklüğüne bir mikyas olarak haber verilmiş. Misalin şu yolcuya benzer ki, güneşin ziyasından gözünü kapar, kafası içindeki hayaline bakar. Vehmi, bir yıldız böceği gibi, kafa fenerinin ışığıyla dehşetli yolunu tenvir etmek istiyor."(2)

"Birinizin dişi, cehennemde Uhud Dağından daha büyük olacaktır."(3) 

Dipnotlar:

(1) bk. İşarat’ülİ’caz, Bakara Suresi 4. Ayetin Tefsiri.

(2) bk. Sözler, Onuncu Söz.

(3) bk. Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 4:342, el-Hafâci, Şerhu'ş-Şifâ, 3:203; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 8:289-290, 8:290; Tebrîzî, Mişkâtü'l-Mesâbîh, 3:103.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, İkinci Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1748 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...