Block title
Block content

"Hem de usul-ü mukarreredendir: Sıdk ve kizb, yahut tasdik ve tekzip, kinayât ve emsallerinde, fenn-i beyanda “maânî-i ûlâ” tâbir olunan suret-i mânâya raci değildirler. Ancak “maânî-i sânevî” ile tabir olunan maksat ve garaza teveccüh ederler..." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir adamın boyunun uzunluğunu ifade etmek için şöyle bir teşbih kullanılıyor: "Falanca adamın kılıcının kılıfı uzundur."  Halbuki adamın ne kılıcı var  ne de kılıcının kılıfı bulunuyor. Şimdi birisi kalkıp "sen yalan söyledin, zira adamın kılıç ve kılıfı bulunmuyor" dese maksadı anlamamış olur.

Adamın uzun bir kılıcı ve buna uygun bir kılıfı olsa, ama boyu kısa olsa o zaman ifade yalan olur. Zira bu atasözü boyun uzunluğunu ifade etme hususunda bir şiar bir sembol olmuştur. Bu atasözü boyu kısa adamlara sarf edilemez. Bu atasözü ile ifade edilen mananın yalan veya doğru olması birinci manaya değil ikinci manaya göredir, çünkü atasözünü sarf eden kimsenin kastettiği birinci değil  ikinci manadır. Birinci manaya takılanlar genelde cahil kimselerdir, temsilin ve teşbihin misyonunu anlamıyor demektir.

Özet olarak, adamın boyu uzun olup kılıç ve kılıfı olmasa söz doğru olurken, adamın boyu kısa olup uzun bir kılıç ve kılıfı olsa söz yalan olur. Risale-i Nur'daki temsili hikayelerin aslı olmasa da hakikate olan işaretine ve ispattaki katiliğine bir zarar vermez. Çünkü Risale-i Nur'daki temsil ve teşbihlerin birinci manası değil iman hakikatlerine işaret edin ikinci manası kast ediliyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...