Block title
Block content

"Hem dünyayı ahiretin mezraası ve esma-i İlahiyenin ayinesi ve Cenab-ı Hakk'ın mektubatı ve muvakkat bir misafirhanesi cihetinde sevmek -nefsi emmare karışmamak şartıyla- Cenab-ı Hakk'a ait olur." cümlesini ve nefs-i emmareyi açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nefsi emmarede hayır bulunmadığından daima kişiyi cehenneme sürüklemek ister. Eğer bu nefis terbiye edilse ve kişi kâinata manayı harfiyle, Allah hesabına baksa o zaman her şey onun nazarında hoş ve güzel görünür. Eğer manayı ismiyle ve nefis hesabına kâinattaki varlıkları değerlendirse o zaman dünyayı, kendine zindana çevirmiş olur. Herşeyi mide ve nefsi arzularda arar. İnsan bu dünyanın geçici bir misafirhane olduğunu derkederse, o zaman kalben bu dünyadaki fani şeylere bağlanmaz.

Çünkü, ahireti kazanmanın yolu burdan geçmektedir.

"Hizmet-i Kur'aniyede bulunana; ya dünya ona küsmeli veya o dünyaya küsmeli. Ta ihlas ile ciddiyet ile Hizmet-i Kur'aniyede bulunsun."(1)

Nefis, Allah’ı bulmada en büyük perdedir. Rivayete göre, Allah’la insan arasında zulmanî ve nuranî yetmiş bin perde vardır. Arapça’da yedi, yetmiş, yedi yüz gibi ifadeler çokluktan kinâye olduğundan, bu yetmiş bin ifadesini de aynı şekilde değerlendirmemiz mümkündür.

Yani, insan ile Allah arasında pek çok perdeler vardır.

Şair Necip Fazıl, bu perdeleri şöyle ifade eder:

“Perdeler, hep perdeler.
Her yerde, her yerdeler.”

Bir perde arkasından bakan kimse, eğer o perde şeffaf değilse arkasını göremez. Mesela, tabiat Allah’ın tasarrufuna perdedir. Tabiat perdesini aşamayan “Her şeyi tabiat yapıyor.” der. Böyle birine göre, yağmuru bulut yağdırır, meyveleri ağaçlar yapar. Fakat tabiat perdesini aşan ve açan birisi, “Allah bulutla yağmuru, ağaçla meyveyi gönderiyor.” diye itikat eder, tabiatı Allah’a perde olmaktan çıkarır. Benzeri bir durum nefis için geçerlidir. Nefsini aşamayan birisi, ona bir rububiyet verir, nefsini putlaştırır. Kendini kendine yeter görür, üzerinde bir Rabb’in tasarrufunu kabul etmek istemez.

Fakat; “Ben kendime mâlik olamam. Çünkü ben yaratıldım. Birisi bende tasarrufta bulunuyor. Beni yaratan ve vücudumu idare eden zat, beni benden daha iyi biliyor. Ben, kaç tane böbrek taşıdığımı bilmezken, O, hem böbreğimi, hem kalbimi, hem bütün hücrelerimi çalıştırıyor...” diye düşünür, nefsini hakka şeffaf bir ayna haline getirir. Böylece küfürden, şirkten kurtulur..

(1) bk. Lem'alar, Onuncu Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...