Block title
Block content

"... hem el-Bakara'ya isim, hem Kur'ana isim, hem ikisine muhtasar bir fihriste..." الم Besmelenin, dolayısıyla Kur'an'ın nasıl fihristesi olur, izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Elif, lâm, mim. Bu, içinde şüphe bulunmayan, takva sahipleri için yol gösterici olan bir kitaptır." (Bakara, 2/1, 2)

"Ezcümle, الۤمۤ kasem olduğu cihetle, Kur'ân'ın azametine ve altında müstetir, gizli o mezkûr letaif cihetiyle de dâvânın ispatına işaret eder."(1)

Kesik harfler başında bulundukları sûrelerin muhtevalarına dikkat çekmek için yemin olarak gelmiştir. Yani Arap gramerinde harf-i mukataa (kesik harfler) aynı zamanda yemin ifade eden harfler olarak kabul ediliyor.

Bu harf dizilimlerinden bir çok İslam âlimi ebcet ve cifir ilmini de kullanarak, gaybi sırlar ve latif manalar çıkartıp, bu harflerin öyle rastgele bir harf tercihi ve dizilimi olmadığını ortaya koymuşlardır.

Elif, lam, mim hepsi bir âyetin veya Kur'anî cümlenin bir sembolü gibidir. Üstad'ın izah ettiği gibi Kur'an’ın hükümleri uzun bir sûrede, uzun sûre kısa sûrede, kısa sûre bir âyette, bir âyet bir cümlede, bir cümle bir kelimede bir kelime de bir harfte dürülür.

Sûrelerin başındaki kesik harfler, Allah ile Resulü arasında bir şifre bir özel konuşma şeklidir. Bu yüzden bütün içeriğini bilmek ancak Allah Resulüne hastır.

“Elif” Allah, "Lam" Cibril, "Mim" Hazreti Peygamber, devamındaki cümlede bahsedilen kitap ise Kur’an’dır. Allah Kur’an’a hem delil hem neticedir. Delildir Allah konuşur, zira konuşmak ilah olmanın gereğidir, neticedir zira  Allah’ı bize anlatan Kur’an'dır.

Elif ile uzun cümle arasında ikili bir irtibat ortaya çıktı ki bu hem nazım açısından hem de mananın gerekliliği açısından bir irtibattır. Dört cümle arasındaki irtibatları aynı mantıkla zikrettiğimiz zaman on altı irtibat çıkar. Daha bunun gibi bir çok müfessir bu kesik harflere ince ve derin manalar vermişlerdir.

“Elif” Allah’ı temsil ettikten sonra, Allah lafzı bütün kitabı ve kâinatı içine alan muhit bir ifade oluyor.

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 1 ve 2. Âyetlerin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hatime | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2513 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

inkişaf
Günümüz bilimi ışığında Huruf-u Mukatta'ı idrâk edebilir miyiz? Harfler, Kurân'ın özel tasarımından doğan sırlar olduğuna göre, önce Kurân'ın bu harfleri çözümletecek kendi içinde saklı anahtarlara ulaşmak ve  deşifre etmek gerekli değil midir? Deşifre sağlandığında, hurufun bilime bakan yüzleri açığa çıkabilir mi? Usûlü TE'VÎL'ile, dolayısıyla çalışmalarımızda önce bilime mi yönleneceğiz yoksa Kurân'dan mı hareket edeceğiz? Kur'ân bizzat adres verir ve tabiri caizse "git şuraya bak" der mi? Meselâ, çalıştığımız âyette, işin başında yolumuz parçacık fiziğine mi düşmeli yoksa Kur'ân'ın yönlendirmesi ile verdiği her koordinatta şaşmaz biçimde suallerimizin cevaplarını aramalı mıyız? Yâni, bilimden Kurân'a değil; Kurân'dan bilime yönlendirilmenin anahtarları nedir? Hurufu mukatta ve diğer Kur'an harfleri vahiy midir? Yoksa beşer keşfi midir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Kur'an bilime teşvik eder, işaret eder, motive eder ama asla tafsilatına geçmez. Çünkü tafsilat insanlığın kolektif aklına havale edilmiştir. Kur'an harfleri vahiy değildir ama bu harflerden tanzim edilen kelime, cümle ve ayetlerin hepsi vahiydir. Zaten Kur'an'ın mucize olması da bu cihetledir. Yani Allah tarafından hammaddesi beşeri olan harflerden bir mucize çıkarılmıştır.
Huruf-u mukatta vahiydir ve daha önce böyle bir terkip ve tanzim görülmemiştir.

Ayrıca şu cevaba bakmanızı tavsiye ederiz: http://www.sorularlarisale.com/makale/13711/huruf-u_mukattaa_hakkinda_elif_lam_mim_lerin__elif_lam_ra_larin__ha_mim_lerin_baslarina_bak_anla_ki_bakiyoruz_ama_anlamiyor_ve_goremiyoruz_bu_hitap_sadece_ehl-i_ilme_mi_aittir.html

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...