Block title
Block content

“Hem Güneşin azamet-i nuraniyeti derecesinde ihatası,..” Burada nuraniyet ile ışık farklı kavramlar olarak mı algılanmalıdır? İlâhî nuraniyyet nasıl anlaşılmalıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Hem Güneşin azamet-i nuraniyeti derecesinde ihatası, nüfuzu ziyadeleşir. Nuraniyet azametindendir ki, en küçük ufak şeyler, ondan gizlenip kaçamazlar. Demek azamet-i kibriyası, cüz'î ve ufak şeyleri, nuraniyet sırrıyla harice atmak değil; bilakis daire-i ihatasına alıyor.”

Nur, “zulmetin ve kesafetin” zıddıdır.

Üstat Hazretleri imanın nur, küfrün ise zulmet olduğunu çokça nazara verir. İman nuruyla insanın kalbi aydınlanır; bütün faziletler ve güzellikler bu nurlanmış kalpte kendini gösterir.

İman nur olduğu gibi, ilim de bir nurdur. O nur ile cehalet karanlığı ortadan kalkar.

Bu nurlar ışıktan çok farklıdır. Işık güneşin bir eseri ise, iman kalbin, ilim ise dimağın birer meyvesidirler.

Allah’ın bütün isimleri nuranidir. Hakîm ismi hikmet nurunu, Âlim ismi ilim nurunu, Kadir ismi kudret nurunu taşırlar. Bunların zıtları ise hep zulmettir. Hikmetin zıddı olan abesiyet gibi, ilmin zıddı olan cehalet, kudretin zıddı olan güçsüzlük de birer zulmettirler. Yani bu karanlıklardan bir şey ortaya çıkmaz.

"Güneş nuraniyet vasıtasıyla, birtek zât iken her parlak şeyin yanında bulunuyor." temsiliyle bir kanun-u hakikat gösteriliyor ki, nur ve nurani için kayıd olamaz. Uzak ve yakın bir olur. Az ve çok müsavi olur. Mekân onu zabtedemez.“ (Sözler, Otuz İkinci Söz)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...