"Hem hiç mümkün olur mu ki, bir rububiyet-i âmmenin saltanat-ı külliyesi, kesret ve cüz'iyat tabakatında vahdâniyet ve samedâniyetini, zülcenâheyn bir meb'us vasıtasıyla ilânını istemesin?" izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kesret çokluk demektir, vahdet ise birlik manasına gelir. Semanın bütün yıldızları kesreti ifade eder, bunların aynı semada bulunmaları ise vahdettir. İnsanın yüz trilyon hücresi kesrettir, bunların bir tek beden olarak kendini göstermesi ise vahdettir.

Peygamber Efendimiz (asm) getirdiği iman nuru ile bir mü’mine semâ tabakalarını nasıl tevhid ile okutuyor ise, aynı mü’mine kesretin küçük bir cüz’ü olan çiçeği, böceği de aynı iman nuru ile okutuyor.

Peygamber Efendimiz (sav.) Allah’ın rubûbiyet ve saltanatını kâinatta hem okuyor hem de insanlara okutuyor. Ayrıca insanların taleplerini ve isteklerini Allah’a arz etmekte bir rehber, bir elçi oluyor.

Evet, Mi’raç'ta, Allah Resûlü (sav) bütün mahlûkatın ettikleri duâ ve ibadetleri, Allah’a hem kendi namına hem de mahlûkat namına takdim etmiştir.

“Ya Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirayet etsin.”(Barla Lahikası)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...