Block title
Block content

"Hem hiç mümkün olur mu ki, bir rububiyet-i ammenin saltanat-ı külliyesi kesret ve cüziyyat tabakatında vahdaniyet ve samediyetini zülcenaheyn bir mebus vasıtasıyla ilanını istemesin." Açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem hiç mümkün olur mu ki, bir rububiyet-i âmmenin saltanat-ı külliyesi, kesret ve cüz'iyat tabakatında vahdâniyet ve samedâniyetini, zülcenâheyn bir meb'us vasıtasıyla ilânını istemesin? Yani, o zat, ubudiyet-i külliye cihetiyle kesret tabakatının dergâh-ı İlâhîye elçisi olduğu gibi, kurbiyet ve risalet cihetiyle dergâh-ı İlâhînin kesret tabakatına memurudur."(1)

Bir şehirde ahali, nasıl talep ve ihtiyaçlarını valiye aktarmak için bir elçi seçer; o elçi ahali namına gider vali ile konuşur, ahalinin ihtiyaç ve taleplerini valiye bildirir. Aynı şekilde Allah Resulü (asv) de, bütün kainat ve mahlukat ahalisinin bir vekili, bir elçisi olarak Miraç'ta Allah’ın huzuruna çıkmıştır.

Peygamber Efendimiz (asv) Allah’ın rububiyet ve saltanatını kainatta hem okuyor hem de insanlara okutuyor. Yani Allah’ı isim ve sıfatları ile insanlara ilan edip duyuruyor. Ayrıca insanların talep ve ihtiyaçlarını Allah’a arz etmekte bir öncü, bir elçi oluyor. Yani çift kanatlı bir vekillik ediyor. Bir kanadı ile Allah’ı insanlara ilan ediyor, diğer kanadı ile insanların ihtiyacını Allah’a takdim ediyor.

Evet Miraç'ta, Allah Resulü (asv) bütün mahlukatın fıtri ve kali halleri ile ettikleri dua ve ibadetleri, Allah’a hem kendi namına hem de mahlukat namına takdim etmiştir.

(1) bk. Sözler, Onuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...