Block title
Block content

"Hem hikmet nazarında dahi zulümdür. Zira malûmdur ki: Adavet ve muhabbet, nur ve zulmet gibi zıddırlar. İkisi, mana-yı hakikîsinde olarak beraber cem' olamazlar. Eğer muhabbet, kendi esbabının rüchaniyetine göre bir kalbde hakikî bulunsa,.." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir kalpte muhabbet hakiki anlamda yerleşmiş ise, onun zıddı olan düşmanlık yol bulup içine giremez. Zira bir yerde iki zıddın aynı anda bulunması mümkün değildir. Birisi var ve yerleşmiş ise zıddını def eder. Nasıl ışık ile karanlık bir odada aynı anda bulunamıyor ise, bir kalpte de muhabbet ile düşmanlık beraber bulunamazlar. Muhabbet kalpte hakiki bir şekilde yerleşmiş ise, düşmanlık olamayacağı için düşmanlık hissi acımak ve şefkat manasına dönüşür. Yani kişiye düşmanlık yerine acımak hükmeder demektir.

Durum tersinde de aynıdır. Şayet bir kalpte düşmanlık hakikati ile yerleşmiş ise bu kez de muhabbet riyaya dönüşür. Yani suni ve yapmacık bir şekilde seviyormuş gibi görünür, böyle yapmasının sebebi de ya menfaati içindir ya da zarardan korunmak içindir. İnsan aynı anda bir kişiye hem düşmanlık hem de muhabbet besleyemez.

"Mü’min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır."(1)

Bu cümlede ifade edilen fenalık kişinin ahlaki zafiyetleri, cemaat ya da toplum içindeki bazı yanlışları, insanlar ile iyi bir şekilde geçinememe gibi, ceza kapsamına girmeyen küçük ve hafif hata ve kusurlardır.

Bu gibi fenalıklar ise ancak hoşgörü ve lütuf ile tedavi edilebilecek şeylerdir. Her cemaat ve toplum içinde bu türden insanlar bulanabilir. Bu kimseleri cemaat ve toplumdan izole etmek yerine lütuf ve ihsan ile terbiye ve ıslah etmek daha güzel bir yoldur.

Tahakküm ve baskı bu tür insanları ıslah etmez, tersine günahın kucağına iteler. Öyle ise bu tür fenalıkları olan mümin kardeşlerimizi şefkat ve müsamaha ile ıslah etmeliyiz.

(1) bk. Mektubat, Yirmi İkinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...