Block title
Block content

"Hem madem, zâhir olan âlem-i şehadet, câmid ve teşekkül-ü ervâha nâmuvafık olduğu halde, bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş. Elbette, vücut ona münhasır değildir..." Bu cümleleri devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan canibinden varlık alemini genel olarak iki kısma ayırabiliriz.

Birisi, insanın zahiri his ve duyguları ile gördüğü şehadet alemidir. Yani maddi alem ve kainattır. Bu alem de kendi arasında çok varlık boyutlarına sahiptir.

Mesela, uzayda hayat şartları olmadığı için, canlı orada yaşamazken, dünya ayrı bir boyut olarak hayata elverişli bir alemdir. Dünyada su altında canlılar yaşarken, karada başka canlılar yaşıyor. Bütün bunlar alemlerin mütebayin (biribirine zıt) ve muhtelif olduğunun ispatı hükmündedir.

Diğeri ise, zahiri his ve duygular ile görülmeyen, maddi alemin temeli ve esası hükmünde olan gaybi alemlerdir. İnsan bu gaybi alemleri sadece zahiri duyguları ile göremez, ama insanda bir de batini his ve latifeler vardır. İşte bu his ve latifeler sayesinde o alemler ile irtibat peyda edebilir. Ya da o alemlerin varlığını bu batini duygular ile hissedebilir..

Mesela insandaki ruh, ruhlar alemine açılan bir penceredir. İnsandaki hayal, misal aleminin bir kapısıdır. Akıl, manalar alemine uzanan bir pencere. Vicdan, alem-i ahiretten haber veren bir mikyastır ve hakeza...

Bu gaybi alemler muhteliftir. Ruhlar alemi, berzah alemi, misal alemi, emir alemi, cennet ve cehennem alemleri, Arş-ı Azam, semavatın tabakaları, bunlar hep gaybi alemler sınıfındandır.

Maddi alemin bu gaybi alemler üzerinde nakışlı bir perde olması ise, insanın imtihanı için gereklidir. Şayet insan iman ve tefekkür nazarı ile bu nakışlı perdeye, yani maddi alemlere bakarsa, arkasında o gaybi alemleri derecesine göre görür. Ama insan, küfür ve fısk nazarı ile bu nakışlı perdeye bakarsa, bu perde karanlık ve kesif hale gelir, arkasını göstermez.

Şayet gaybi alemler bütün insanlara zahir olsa idi, mesela hepimiz cennet ve cehennemi görse idik, imtihanın sırrı bozulur, Ebu Cehil ile Hz. Ebu Bekir (r.a) aynı seviyede kalırdı. Mücadele ve mücahede manası gider, her şey yeknesak ve müsavi olurdu. Bu da Allah’ın hikmet ve isimlerine zıt bir durumdur. Bu sebepten dolayı "maddi alem, manevi alemler üzerinde nakışlı bir perde" olarak düzenlenmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Maksat, İkinci Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2679 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...