Block title
Block content

“Hem mahlûkatın her bir tabakasında az ve çok, küçük ve büyük, has ve âmm her birisinde, has bir tecellî, has bir Rububiyet, has bir isimle cilvesi vardır. Yâni o isim her şeye muhit ve âmm olduğu halde, öyle bir kasd ve ehemmiyetle bir şeye teveccüh eder.. güya o isim yalnız o şeye hastır.” Bu ifadeleri misallerle açabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mesela, Basîr olan Allah, her şeyin her şeyini görür. Diğer İlâhî sıfatlar gibi Basar sıfatı da muhittir, bütün eşyayı birlikte ihata eder: o sıfatın dairesi dışında kalan bir mahluk yoktur. Bununla birlikte, Basîr isminin “gözler âleminde” özel bir tecellisi vardır. Allah her şeyi görmekle birlikte, gözlere görme duygusu vermekle ve bir kısım eşyayı göstermekle, o mahlukuna Basîr ismiyle öyle bir tecellisi olur ki, “güyâ o isim yalnız o şeye hastır.”

İnsanın her bir organı ve her bir duygusu için de benzer şeyler söylenebilir.

Bir örnek de hayvanlar aleminden verelim:

Bütün hayvanlar İlâhî ilhamla hareket ederler, rızıklarını öylece bulur, dertlerine deva olacak bitkilere bu ilhamla ulaşırlar. Ancak, bu ilham, en ileri derecede arılarda tecelli etmiştir ki, ayet-i kerîmede

“Rabbin, bal arısına şöyle vahyetti (ilham etti): Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.”(Nahl, 16/68) 

Bu ayet-i kerîmede, sanki bu ilham sadece arıya has imiş gibi bir beyanda bulunulmuş, böylece arının bu noktada diğer hayvanlardan çok daha ileri olduğu ders verilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Dal | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1159 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...