Block title
Block content

"Hem, mânilerden ve ayrı ayrı hususiyetlerden, melekûtiyet ciheti mücerred ve sâfidir." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Eşyanın iki cihetinden, mülk ciheti, yani eşyanın zahiri yönü, manilerin, sebeplerin, zıtların, ayrı ayrı vasıfların cevelan ettiği, kaynadığı yüzdür.  

İnsan, bu yüze baktığı zaman, her şeyin yaratılması ile bir şeyin yaratılmasının kudret nazarında eşit olmasını idrak edemiyor. Mesela, koca güneşin ağırlığı ile, bir atomun ağırlığı nasıl olur da kudret nazarında eşit olabilir diye kabullenmekte zorlanıyoruz.

İşte, Üstat, bu kabullenememe durumunu ortadan kaldırmak için, eşyanın melekut, yani iç yüzü; mülke, yani dış yüzüne nazaran şeffaf, mücerret, safi olmasından, kudrete zorluk değil, kolaylık sağladığını izah ediyor.

Melekut, yani eşyanın iç yüzünde, sebepler devreye giremez, zıtlar beraber bulunmazlar. Her yönü ile sade ve direk olarak kudrete bakar. Onun için melekut cihetinde, güneş ile atom aynı değerdedir, aynı büyüklüktedir. Zira, ikisi de mahluktur. İkisinin de mahiyeti birdir. Büyüklük ve küçüklük, mülk yüzünde kalmıştır. Bu yüzde ise, hepsi eşit ve basittir. Bir mikrop ile bir gergedanın mahiyeti aynıdır. ikisi de, hayvandır. Aynı sınıf ve aynı rütbedendir. Onun üstü olan, yani o mahiyetten soyutlanmış olan bir kudret nazarında, ikisi de eşittir.

Nasıl er sınıfından olan erat, birbirine hüküm ve rütbe  bakımından eşit olduğu için, kendi aralarında emir ve komuta olamaz, birbirine sözü geçmez. Ama onların sınıf ve rütbesinden mücerret ve üstte olan bir komutan, hepsini hizaya sokar ve hepsini şekillendirir.

Zira o komutan, er sınıfından soyutlanmıştır. Onların kayıt ve kuralı, komutan için geçerli değildir.

Allah’ın kudret sıfatı, hem eşyadan mücerret, yani onun üstünde bir rütbeye sahip, hem de safi ve mücerret olan melekut yönünde temas ile iş görüyor. Onun için, karışık ve sebeplerin hükmettiği mülk bize bakar ve dolyısı ile de de bize zor gibi durur. Yoksa, kudretin icraatına ve işlerine zorluk çıkaramaz. Tabiri caiz ise, mülk yönünde olan bütün karmaşa ve mani gibi duran haller, kudret nazarında sanal ve mevhumdur.

Büyüklük, küçüklük, ağırlık, hafiflik, katılık, yumşaklık, çokluk, azlık gibi, kudrete mani gibi duran bütün hususiyetler, eşyanın melekut yüzünde yoktur ve kudrete zorluk çıkartamaz.

Bu manaya Üstat şöyle işaret etmiş. Hem, mânilerden ve ayrı ayrı hususiyetlerden, melekûtiyet ciheti mücerred ve sâfidir. Elbette, en büyük şey, en küçük şey gibi, o kudrete ziyade nazlanmaz, mukavemet etmez. Öyleyse, haşirde bütün zevil'ervâhın ihyâsı, bir sineğin baharda ihyâsından daha ziyade kudrete ağır olmaz...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, Üçüncü Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2809 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...