Block title
Block content

"Hem meselâ, şiddetli bir inatla, ehemmiyetsiz, zâil, fâni umurlara karşı hissiyatını sarf eder. Bakar ki, bir dakika inada değmeyen bir şeye bir sene inat ediyor..." ile başlayan kısmı açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"SALİSEN: ... Hem meselâ, şiddetli bir inatla, ehemmiyetsiz, zâil, fâni umurlara karşı hissiyatını sarf eder. Bakar ki, bir dakika inada değmeyen bir şeye bir sene inat ediyor. Hem zararlı, zehirli bir şeye inat namına sebat eder. Bakar ki, bu kuvvetli his böyle şeyler için verilmemiş; onu onlara sarf etmek, hikmet ve hakikate münâfidir. O şiddetli inadı, o lüzumsuz umur-u zâileye vermeyip, âli ve bâki olan hakaik-i imaniyeye ve esâsât-ı İslâmiyeye ve hidemât-ı uhreviyeye sarf eder. O haslet-i rezile olan inad-ı mecazî, güzel ve âli bir haslet olan hakikî inada, yani hakta şiddetli sebata inkılâp eder."

"İşte, tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatleri şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler, 'Haset etme, hırs gösterme, adâvet etme, inat etme, dünyayı sevme.' Yani, 'Fıtratını değiştir.' gibi, zâhiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki, 'Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecrâlarını değiştiriniz.'; hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur."(1)

İnsanın fıtratını değiştirmesi ve söküp atması imkan dahilinde değildir. Bu sebeple mümkün olan; hissiyatların yüzünü/yönünü değiştirmek yoluna gidilmelidir.

Nefret ve kin, insanın fıtratında olan ve sökülüp atılması mümkün olmayan iki hissiyattır. Madem bunları söküp atmak mümkün değil, öyle ise onların yüzünü ve mecrasını değiştirmek gerekir. Zira bu gibi hissiyatların mecrasını ve yüzünü değiştirmek; mümkün ve irade dahilindedir.

Nasihat edenlerin ekserisi; imkan dahilinde olmayan fıtratını değiştir, düşmanlık etme, haset etme gibi nasihatleri yüzünden, toplum üstünde tesir edemiyorlar. Halbuki Risale-i Nur tarzı, "Hissiyatlarının yüzünü çevir, mecrasını hakka yönelt!.." gibi nasihatlerde bulunulsa, hem tesir olur, hem de imkan dahilinde bir teklif olur.

Mesela; insan kin ve nefret duygusunu başta nefsi olmak üzere, kafir ve zalimlere yönlendirerek, bu duygunun ateşini söndürüp teskin edebilir. Şayet mümin ve masum bir insana kin ve nefret duyacak olsa, hemen onun masum ve muhabbete layık yönlerini hatırlamak gerekir. Bu hususta Üstad'ın Uhuvvet prensiplerini kendimize rehber ittihaz edebiliriz.

İnsanlara verilen bu şiddetli duygular, dünyanın adi ve basit işlerine sarf olunmak için değil, ebedi olan ahiret hayatının kazanılması için verilmiştir.

İnsana düşen görev; bu hissiyatlarını mecrasını ve yüzünü ahirete çevirmektir. Yoksa bu hissiyatları fıtrattan söküp atmak değildir.

(1) bk. Mektubat, Dokuzuncu Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Salisen | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 6491 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...