Block title
Block content

"Hem meselâ, Sûre-i Rahmân’da tekrar edilen فَبِأَىِّ اٰلاَءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ âyeti ile Sûre-i Mürselât’ta وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ âyeti, cin ve nev-i beşerin, kâinatı kızdıran ve arz ve semâvâtı hiddete getiren,.." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Küfür kainattaki bütün mevcudatın haklarına bir tecavüz bir hakarettir. Kainatın birinci maksadı, Allah’ı insanlara tanıtmak ve sevdirmektir. Bütün mevcudat bu maksat etrafında kümelenmiş hizmet ederken, insanın bu ana maksadı görmezden gelmesi ve inkar etmesi, bir cihetle atomdan gezegenlere kadar her mevcudun hareket ve vazifesini hafife almak ve onların haklarına bir tecavüzdür. Öyle ise basit gibi duran inkar, neticesi itibari ile çok büyük ve zulümlü bir harekettir. "Şirkte büyük bir zulüm vardır." ayeti buna işaret ediyor.

Diğer bir husus, nasıl mahkemede suçun yanında bir de kamu davası açılır, zira mahkeme insanların ortak bir alanıdır; aynı şekilde küfür ve şirk sadece Allah’ın izzet ve azametine dokunan bir suç değil, ayrıca bütün kamunun da hakkına bir tecavüz olmasından, Allah kafiri tehdit ederken veya cezalandırırken bütün bu hakları da nazara alıyor ve öyle yargılıyor.

Bin kişinin çalıştığı bir gemide dümenci vazifesini yapmasa ve gemiyi karaya oturtsa, gemi sahibi o dümenciyi cezalandırırken diğer gemi çalışanlarının hakkını da o dümenciden sorar. Dümenci, "Ben basit bir dümeni döndürdüm, neden bu kadar üstüme geliyorsunuz." demeye hakkı yoktur. Belki dümeni sağa çevirmek basit bir eylem olabilir, ama neticesinde koca gemi mürettebatı ile batıyor. Demek önem eylemin basitliğinde değil, ondan sudur eden neticenin büyüklüğündendir.

İşte kainat da koca bir gemi gibidir, içinde insanın dışında sayısız mahlukat tam vazifesini ifa ediyor. İnsan ise mahiyeti noktasından şu kainat gemisinin dümencisi gibidir; şayet iman ve ibadet vazifesini terk ederse bütün kainat gemisinin mürettebatını tahkir ve tezyif etmiş olur. O zaman elbette kainat gemisinin sahibi olan Allah, hem kendine hem de gemi mürettebatına yapılan bu zulmü cezalandırır.

Yani mevcudatın asıl yaratılma gayesi ve varlıklarının devam etme gerekçesi, Allah’ın bütün isim ve sıfatları ile insana kendini tanıtmak ve sevdirmek istemesidir. İnsanın en büyük vazifesi de bu tanıtmak ve sevdirmek istemeye mukabil, iman ile tanımak ibadet ile de sevmektir. Koca kainatın çarkları insanın iman ve ibadetine hizmet ederken, insanın küfür ve dalalet ile bu vazifeyi terk etmesi hem kainatın hukukuna bir tecavüz hem de kainatın arkasında asıl aktör olarak çalışan Allah’ın isimlerine bir tahkirdir bir hakarettir.

İşte Mürselat ve Rahman suresindeki tehdit ifadelerinin çok tekrar ve teyit edilmesinde, kamu davası ve mahlukatın hakkının sorulması manası da bulunuyor. Kavga esnasında tehditlerin ardı ardına sıralanması hiç usanç vermez, çünkü bu celal sıfatının bir gereğidir. İman ve küfür atışmasında ve kavgasında serdedilen tehditlerin tekrarı Celali bir meydan okuma ve ehli imanı müdafaadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...