Block title
Block content

"Hem o Kur’ân, mütebâid, müteaddit muhatabîn esnafına müteveccihen mütekellim olduğu halde, öyle bir suhulet-i beyanı, bir cezâlet-i nizamı, bir vuzuh-u ifhâmı var ki, güya muhatabı bir sınıftır. Hattâ her bir sınıf zanneder ki, bil’asale muhatap yalnız kendisidir." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur’an; öyle akıcı ve keskin bir üslup kullanıyor ki, bu üslup basit bir çocuğun zihnini işba ettiği gibi, çok yüksek ilim sahibi bir alimin zihnini de işba edip doyuruyor. Aynı metin üzerinde bir çocuk ile bir alimi nazara alıp, onlarının zihnini doyurmak; ancak Kur’an mucizesinin işi olabilir.

Çocuk ile alim anlayış bakımından birbirine çok uzak olmalarına rağmen, Kur’an bu iki uzağı, üslubunda cem edip ikisini birleştiriyor. Her ikisini de talebesi yapıyor. Sanki aynı sınıfta okuyan iki müsavi arkadaş gibi onlara ders veriyor.

İnsanlar anlayış bakımından çok sınıflara bölünmüşken, Kur’an o yüksek üslup ve beyanı ile bu sınıfları adeta ortadan kaldırıp, insanları bir sınıf yapıyor. Her anlayış ve sınıf; Kur’an'dan ders ve talim alabiliyor. Bu da onun eşsiz ve mucize bir kitap olduğunu gösteriyor.

Bir doktor Kur’an'da sağlığın temel umdelerini ders alırken, bir fizikçi de kendi alanının temel umdelerini ders alabiliyor...

Kur’an aynı zamanda çok gayeleri irşat ettiği için, karmaşık bir üsluba bürünmesi gerekirken, sanki bir gayeye yönelmiş bir kitap gibi mükemmel bir ahenk ve uyum sergiliyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Şule, Birinci Nur | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1400 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...