Block title
Block content

"Hem o şuuru iman ile mahbub-u mutlak olan kemali mutlakın varlığını bilmekle..." Devamıyla açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem o şuur-u imanla mahbub-u mutlak olan Kemâl-i Mutlakın varlığı bilinmekle, şedit ve fıtrî olan muhabbet-i Zâtî tatmin edilir. Hem Bâki-i Sermedînin bekasına ve varlığına ait o şuur-u imanî ile kâinatın ve nev-i insanın kemâlâtı bilinir ve bulunur. Ve kemâlâta karşı fıtrî meftuniyet, hadsiz elemlerden kurtulup zevk ve lezzetini alır."(1)

Mutlak sevgili, ancak mutlak kemalde olan birisi olabilir. Mutlak kemal mutlak mükemmelliktir ki, Allah’ın bir sıfatıdır. Öyle ise insanın fıtratına konulmuş olan mutlak muhabbet kabiliyeti ancak mutlak mükemmellik sahibi olan Allah ile tatmin edilebilir. Mutlak kemal sahibi olan Allah da ancak iman şuuru ile bilinebilir. Yani insandaki aşk duygusu ancak maşuk-u ezeli olan Allah ile doyuma ulaşır demektir.

İnsanın kemali ve güzelliği ancak iman bilinci ile açığa çıkar. Nasıl toprak altındaki bir tohum su ile buluşmadan filizlenemiyor ise, aynı şekilde insanın fıtratındaki potansiyel kemal ve güzellikler de iman suyu veya ışığı olmadan sümbülleşip filizlenemez.

Bu kainat için de geçerlidir. İnsan kainattaki kemal ve güzellikleri ancak iman ışığı ile okuyabiliyor. Yoksa küfür ve gaflet perdeleri o kemal ve güzelliklerin üstünü örtüp heba ediyor.

İnsanın fıtratında kemale karşı şiddetli bir ilgi ve tiryakilik vardır. İnsanın fıtratındaki bu ilgi ve tiryakiliğe iman ile ayar verilmez ise, bu ilgi ve tiryakilik insana azap ve elem aracı olur. Yani iman, yemekteki lezzeti tadan dil gibidir. İman olmaz ise, hem kainattaki, hem de insandaki kemallerden lezzet almak kabil ve mümkün olamaz.    

(1) bk. Şualar, Dördüncü Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...