Block title
Block content

"Hem senin medar-ı fahrin olan uhuvvet ve hürmet ve hamiyet gibi güzel hasletlerin; incecik bir zamana, büyük bir sahradan bir parmak kadar yere inhisar..." diye devam eden cümleyi açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kafirin maddi dünyası ya da gafil birisinin şu dünyadaki hürmet ve gayreti, gayet asılsız ve dayanaksızdır. Zira kafir ya da gafilin bütün sermayesi ve dünyası, bulunduğu an-ı seyyaledir.  Sahip olduğu her şey bu dar ve ince zaman diliminin içine hapsolmuştur. Bu zaman dilimi ise çok hızlı bir şekilde fena ve zeval denizine dökülüyor. 

An-ı vahid, An-ı Seyyale: Kelime olarak gelip geçici az bir an ve az bir zaman anlamına geliyor. Seyyale, bir şeyin süretle akıp geçmesine kinayedir. Yani zaman denilen şey öyle bir süretle gelip geçiyor ki,  suyun süratle akması gibi akıp gidiyor, demektir. İşte kafirin bütün sermayesi bulunduğu bu an-ı seyyaledir.  

Bu tabirlerin hepsi zaman kavramının şimdiki boyutunun darlığına ve kısalığına işaret içindir. İnsanlık, zamanın şimdiki boyutunun en alt birimi olarak saliseyi kullanıyor. Salisenin de elbette alt birimleri vardır. Onları da görebilse idik, zaman ve varlık dediğimiz şeyin ne kadar az ve dar bir alanda hapsolduğunu görecektik. Zamanın bu hakikatinden ve azlığından yola çıkarak, İbn-i Arabi gibi makbul  zatlar  zaman ve varlık kavramını inkar sadedinde “La mevcuda illa Hu” demişler. Yani Allah’tan başka varlık yok, varlık ancak ona layıktır demişler.

Dünyanın süfli ve adi şeyleri peşinde koşanlar bu hakikati idrak etselerdi, gelip geçici olan bu süfli şeylere ehemmiyet vermezler ve bel bağlamazlardı.

İnsan şayet nefis ve heva cihetinden yaşayıp, ömrünü haramlarda geçirir ise, bir cihetle yokluk hesabına ve hiçlik dünyasında yaşamış demektir. Allah için olmayan bütün anlar ve saatler bir hiç ve yok hükmündedir. Sadece günahlarını ve sorumluluklarını insanın beline sararlar, bunun dışında küfür ve haram dairesi tamamen bir an-ı seyyale olup yokluğa akıyorlar.

Öyle ise bu fani ve gelip geçici maddi hayatımızı ebedi ve nurani bir şekle çevirmemiz gerekiyor ki, bunun yolu da Allah’ın hesabına ve onun razı olduğu şekilde yaşamaktır. Yani kim hayatında Allah’ın isim ve sıfatlarını yaşar ve o nurani iplere yapışır ise, o zaman bekaya ve saadet-i ebediyeye mazhar olur, demektir. Allah için bir an, ebedi bir saadet vesilesidir.

Yokluk denizinden ancak nurani ipler hükmünde olan  Allah’ın nurani isimlerine yapışmak sureti  ile kurtulabilinir. Gerçek hürmet, gerçek hamiyet ve gerçek kardeşlik Allah için olanıdır, nefis ve dünya hesabına olanların hiçbir değer ve kıymeti yoktur.  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Gençlik Rehberi | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5993 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...