"Hem sinek onu taciz etmezdi, onun cesed-i mübarekine ve libasına konmazdı. Nasıl ki, evladından Seyyid Abdülkadir-i Geylanî (k.s.) dahi, ceddinden o hali irsiyet almıştı; sinek ona da konmazdı." Üstad'ı sinek taciz eder miydi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu konuda yaptığımız araştırmalarda, hakikaten de Üstadımızı da ne sineklerin ne tahtakurularının ve ne de karıncaların rahatsız etmediği ve üzerine konmadıkları neticesine vardık.

Bu konuda en net bilgilerden birisini, Üstadımıza uzun yıllar hizmet etmiş ve şoförlüğünü yapmış olan -merhum- Hüsnü BAYRAM Ağabey'den aldığımız malumat olup ifadesi aynen şöyledir:

"Kesinlikle ne bir sineğin ne bir tahtakurusunun ve ne de bir karıncanın, Üstadı rahatsız ettiğini görmedik. Hatta Emirdağ'ında kalırken, Üstad'ın bulunduğu yerde çok tahtakurusu olduğu hâlde Üstad'ı rahatsız etmiyorlardı. Üstad da onlardan rahatsız olmuyordu. Tahtakurularını temizlememize de müsaade etmezdi. Tahtakuruları için, 'Onlar benim zikir arkadaşımdırlar.' derdi."(1)

1) 25 Kasım 2009/16.00'da Hüsnü BAYRAM Ağabey ile yapılan görüşme.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

cevahir_g
teferruatla uğraşmayın arkadaşlar
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
erdem79
Üstadımız risalede bir bahiste -tam olarak hatırlayamıyorum nerede geçtiğini-bizzat kendisi bahsediyor,eline konan bir sinekten..Gerçi eline konması başkadır,taciz etmesi başkadır.. teferruat ama, meraklısına olsun;)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
dersabdullah

28.lema 3.nüktenin son sayfasında "Bir sinek, elime kondu" metni geçiyor. Düzenlenerek sağlam devam edilir diye düşünüyorum

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Mehmet Selim)

"Nefsimle mücâdele ettiğim bir zamanda, nefsim kendinde gördüğü nimet-i İlâhiyeyi kendi malı tevehhüm ederek gurura, iftihâra, temeddühe başladı. Ben ona dedim ki: “Bu mülk senin değil, emânettir.” O vakit nefis gurur ve iftihârı bıraktı, fakat tembelliğe başladı. “Benim malım olmayana ne bakayım? Zâyi olsun, bana ne?” dedi.

Birden gördüm: Bir sinek, elime kondu, emânetullah olan gözünü, yüzünü, kanatlarını güzelce temizlemeye başladı. Bir neferin mîrî silâhını, elbisesini güzelce temizlediği gibi, sinek de temizliyordu. Nefsime dedim: “Bak.” Baktı, tam ders aldı. Sinek ise, mağrur ve tembel nefsime hoca ve muallim oldu."
(28. Lem'a)

Burada geçen sineğin eline konması meseleyi cerh etmemektedir. Zira bu paragrafta geçen sinek meselesi, Üstadımıza eziyet ve taciz manasında değildir. Burada Üstadımızın koca bir risale yazmasına ve bazı hakikatlerin ortaya çıkması içindir.

Mesela "bu ülkeye hiçbir kimse elini kolunu sallaya sallaya giremez" ifadesinde, izin verilmeyen durumlarda olarak anlaşılmalıdır. Yoksa izin verilen durumlarda elbette girebilir anlamı mevcuttur. 

Bu vecihle düşünülse, sinekler Peygamberimize (a.s.m) ve onun bir nevi varisi olan Abdülkadir Geylaniye taciz etme şeklinde konmadığı gibi, ahirzamanda da Onun yine varisi olan Üstad Bediüzzaman'a da taciz etmek tarzında konmaması vakidir ve hakikattır. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...