Block title
Block content

"Hem şirketi kabul etmeyen vücub hakkında, gayr-ı mütenahi şeriklerin farzı lâzımdır." cümlesini izah eder misiniz, vacip iştiraki neden kabul etmez?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Herbir zerrede, Vâcibü'l-Vücudun sıfatlarını farz etmek lâzım geliyor. Çünkü, nakıştaki kemal, san'attaki hüsün, o sıfatları ister. Hem şirketi kabul etmeyen vücub hakkında, gayr-ı mütenahi şeriklerin farzı lâzımdır. Hem herbir zerrenin, bütün zerrelere hem hâkim-i mutlak, hem mahkûm-u mutlak olması lâzım geliyor. Çünkü, nizam ve intizam öyle ister. Hem herbir zerrede, ihatalı bir şuur, tam bir ilim lâzımdır. Çünkü, zerreler arasında tesanüd ve muvazene vardır. Bu tesanüd ve muvazene ise ilimle olur."(1)

Güneş bütün parlak ve şeffaf şeyler üstünde tecelli edip yansır. Yansıdığı şeyin üstünde de ışığı ve ısısı belirir. Bu da o ışık ve ısının güneşten geldiğinin bir delili bir vesikasıdır. Şayet o parlak şeyler üstünde beliren ısı ve ışığı güneşten kabul etmezsek, o zaman o şeylerin içinde hakiki ve bizzat küçük bir güneşçiğin  olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bu da bir güneşe bedel milyonlarca güneşi kabul etmemiz anlamına gelir ki bu deli saçmalığıdır.

Yani bir tek Allah’ı kabul etmeyen, zerreler adedince İlahları kabul etmesi gerekir. Zira her bir zerrede ilahi isimler tecelli olarak temerküz edip yerleşmiş. Güneşin yedi rengi nasıl bir ayna içinde akis olarak yerleşmiş ise, Allah’ın yedi ezeli sıfatı da bir zerre içinde tecelli olarak yerleşmiş. Bu yedi ezeli sıfatın tecellisini Allah’tan koparırsak, o zaman o zerrenin ilah olduğunu kabul etmemiz gerekir...

Bir harfin katipsiz olması mümkün değilken, bir kitabı tesadüfe veya kalem ve mürekkebe havale etmek nasıl mümkün olur.

Özet olarak, bir tek Allah’ı kabul etmeyen sebepler sayısınca ilahları kabul etmek zorundadır. Zira Allah her bir sebebi harika ve mükemmel bir sanat ve nakış ile yaratmış. "Bu mükemmel sanat ve nakışları şuur ve ilmi olmayan sebepler yaptı." demek ya da "failsiz bir şekilde rastgele kendiliğinden oluştu" demek veyahut "görmesi, işitmesi ve şuuru olmayan tabiat icat etti" demek ise ahmaklığın en koyu halinden başka bir şey değildir.

Allah, bir zerreyi kainat sanatında ve ayarında yarattığı için, bir zerreyi yaratmak için kainata hükmedecek bir ilim, irade ve kudret lazımdır. Çünkü o zerre ile kainat arasında sanat noktasından bir fark bulunmuyor. Öyle ise ya her bir zerreye ilahlık unvanı vermek gerekir ya da bir tek İlah'a iman etmek gerekir ki birinci görüşün butlanı zahirdir.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Katre

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Katre | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1444 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Sorularlaİçtihad
Benim sorduğum hem Allah'ın hem de -haşa- maddenin özünün ezeli olması, ve maddedeki değişimin kışırında, kabuğunda yani suretinde olması anlamında
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...