Block title
Block content

"Hem siz birer perde yaratılmışsınız. Ta güzelligi görülmeyen zahiri çirkinlikler size isnad edilip, zatı mukaddesi ilahiyenin tenzihine vesile olasınız." Burada nefis nasıl perde oluyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem siz birer perde yaratılmışsınız, tâ güzelliği görülmeyen zahirî çirkinlikler size isnad edilip, Zât-ı Mukaddese-i İlâhiyenin tenzihine vesile olasınız. Halbuki, bütün bütün vazife-i fıtratınıza zıt bir suret giymişsiniz. Kabiliyetsizliğinizden hayrı şerre kalb ettiğiniz halde, Hâlıkınızla güya iştirak edersiniz! Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir."(1)

Sebeplerin, Allah’ın işlerinde ve icraatlarında aracı olarak kullanılmasındaki gaye ve hikmet, bazı haksız ve yersiz şikayetlerin hedefini değiştirmek ve Allah’ın azamet ve izzetinin önünde bir paratoner vazifesini görmek içindir.

Evet, izzet ve azamet sebeblerin haksız ve yersiz şikayetlere hedef ve perde olmasını gerektiriyor. Ta ki zahiri çirkin ve zararlı gibi görünen fiiller ve işler Allah’a isnat edilmesin, onunla anılmasın. Aslında ve hakikatta, o çirkin ve merhametsiz gibi görünen şeyler, çirkin ve merhametsiz değillerdir. İnsan dar aklı ve aciz ve tahammülsüz fıtratından dolayı ağlama ve sızlamaya müsait olduğu için, şikayet ve tenkidinin hedefini sebeplere yönlendiriyor. Sebepler olmasa, o haksız tenkit ve serzenişler direkt Allah’a gidecektir. Onun için Allah, araya sebepleri koymuş ki, haksız ve yersiz eleştiri ve şikayetlere maruz kalmasın.

Sebepler nasıl görünüşteki şer ve çirkinliklere bir perde ise, insanın nefsi de zahirde birçok şer ve çirkinliklere bir perdedir.  Mesela birisi çirkin bir günah işlese, bu günahı kudreti ile yaratan  Allah’tır. Allah bu çirkin günahla doğrudan anılmak istemediği için araya nefis perdesini koyuyor. Yani o çirkin günahın zahiri illetini nefis olarak tayin ediyor ki, o çirkin günah ile doğrudan bir teması olmasın. İnsandan sadır olan bütün çirkin günahların zahiri illeti  nefis iken,  yaratanı Allah’tır.

(1) bk. Sözler, On Sekizinci Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Nokta | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3986 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

taner.
5فَلاَ تُزَكُّوۤا اَنْفُسَكُمْ âyeti işaret ettiği gibi, tezkiye-i nefis etmemek. Zira, insan, cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle nefsini sever. Belki, evvelâ ve bizzat yalnız zâtını sever; başka herşeyi nefsine feda eder. Mâbuda lâyık bir tarzda nefsini metheder; mâbuda lâyık bir tenzihle nefsini meâyipten tenzih ve tebrie eder. Elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez. Nefsine perestiş eder tarzında, şiddetle müdafaa eder. Hattâ, fıtratında tevdi edilen ve Mâbud-u Hakikînin hamd ve tesbihi için ona verilen cihazat ve istidadı kendi nefsine sarf ederek, 6مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ sırrına mazhar olur. Kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir.(26.Sözün Zeyli) Burada da ifade edildiği üzere nefis, fıtri fazifesi olan Zât-ı Mukaddese-i İlâhiyenin tenzihine vesile olmak yani Allah'ı kusurdan hatadan, yanlıştan, noksandan tenzih etmek asıl fazifesi iken, galat edip kendini tenzihle nefsini meâyipten tenzih ve tebrie eder. Kabiliyetsizliğinden hayrı şerre kalb edip, Hâlıkıyla güya iştirak etmek gibi nihayetsiz bir yükü omzuna almaya çalışır.Enaniyeti kuvvetlenip firavunyet makamlarına doğru esfeli safiline sukut eder.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...