Block title
Block content

"Hem zeval ve fenâya maruz bütün güzel mahlûkatın arkasında bir cemâl-i münezzeh ve hüsn-ü mukaddes ihsas eden bir nakış ve tahsin ve san’at ve tezyin ve ihsan ve tenvir-i daimîyi görür." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nehirin akıp gitmesine karşın nehir üzerinde parlayan ışık hüzmelerinin sabit kalması, daimi bir güneşi akla gösterir. Aynı şekilde kainatta hükmeden zaman nehrinin sürekli olarak zeval ve icada mahal olması, daimi ve ezeli bir sanatkarı akla gösterir.

Zaman nehri içinde olan kainat sahifesine dikkat ile bakıldığında, her şey tebdil ve tağyir kanuna tabidir. Ama bu tebdil ve tağyir kanunu arkasında değişmeyen ve sabit olan bir Zat-ı Akdes olması lazımdır ki, o kanun sübut ile devam edebilsin. Yoksa Zat değişirse kanun da değişir, kainatta nizam ve istikrar kalmaz. Yani kainatta değişim ve dönüşüm  nasıl değişmeyen ve dönüşmeyen bir Zat'a işaret  ediyorsa, aynı şekilde değişmeyen kanunlar da ezeli ve ebedi olan bir Zat'a işaret eder.

Bu ölçüler ışığında meseleye bakacak olursak,  kainat nehrinde akıp giden güzelliklerin yerine yenilerinin gelmesi, baki ve fenadan münezzeh bir Cemal'e işaret eder ve onu bize ispat eder.

Diğer bir nokta, güzel ve estetik olan bir sanat güzel ve Cemil bir sanatkara işaret eder. Yani güzel güzel olandan gelir; çirkinden güzellik gelmez. Öyle ise kainatta dolaylı ya da dolaysız bütün güzellikler, ebedi bir güzelliğin tecellisi, O'na işaret eden bir levhadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dördüncü Sual | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2198 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...