"Her adam hacda bir derece veliler gibi Cenab-ı Hakkı ‘Rabbül-arz’ ve ‘Rabbül- alemin’ ünvanı ile tanımağa başlar." ifadesini ve ruhumuzu istila eden hararetli sorulara "Allahu Ekber" ile hepsine cevap verebilmemizin hikmetini açıklayabilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Özel günlerde protokol, kanun ve kurallar askıya alınır, padişah vatandaşına özel iltifatlarda ve ikramlarda bulunur. Aslında vatandaş yine aynı vatandaştır, yakınlaşan iltifat edip ikramlarda bulunan padişahtır.

Örnekte olduğu gibi, Allah bazı özel zamanlarda ve özel mekanlarda rahmet ve ikramını göstermek için âdetullahını askıya alıyor. Mesela hac, Arafat, Kadir Gecesi, cumada sâat-i icâbe veya eşref saat gibi özel durumlarda, Allah kullarını bir veli gibi değerlendirip öyle ikram ve ihsanda bulunuyor.

Yani sıradan birisinin bakışı ve kalbi bu ilahi mevhibeler (vergiler) ile velinin bakışı ve kalbi seviyesine çıkar ve Allah’ı öyle tanır.

Bize acayip, tuhaf, zor ve karmaşık gelen bütün durumlar ve sorular, Allah’ın sonsuz azamet ve kibriyası yanında bir zerre bile değildir. Mesela, insan aklı çürümüş kemiklerin yeniden diriltilmesi konusunu anlamakta zorlanıyor, ama Allah’ın sonsuz ilim, irade, kudret, büyüklük ve azametini düşündüğünde, bu meselenin ne kadar ucuz ve basit olduğunun farkına varıyor. Kainatı bir ol emri ile yoktan var eden bir kudrete, insanı yaratmak nasıl zor gelebilir ki!..

Yani insan ilahi azamet ve kibriyayı idrak ettikçe, felsefi sorular zihinde tuzla buz olur, gider. İlahi azamet ve kibriyanın en büyük unvan ve temsili ise “Allahü ekber” ifadesindedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...