Block title
Block content

" Her bir insanda her bir latifenin ayrı ayrı vazife-i ubudiyetleri var." deniyor. Fakat insanın akıl, ruh, sır, nefis gibi pek çok vazifedar letaifi ve hasseleri vardır. İnsanda buluna sır, hafi ve ahfa latifelerinin ne gibi ubudiyet vazifesi vardır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sır, hafi ve ahfa gibi mahiyeti tam tanımlanamayan latifelerin ibadet keyfiyetini bilmemiz imkan dahilinde değildir. Adı üzerinde olduğu gibi, bu latifelerin bir çoğu sırlı ve mahiyeti bilinmez niteliktedir. Akıl, kalp, vicdan gibi zahir duygular olmadıkları için, vazife ve ibadetleri konusunda bir şey söylemek zordur.

İnsanın manevi azalarının ihtiyaçlarını maddi vitaminler gibi tasavvur edelim. Mesela aklın mana vitamini a vitamini olsun, kalbin aşka olan ihtiyacı b vitamini olsun, ruhun bekaya olan ihtiyacı c vitamini olsun, latifelerin nurlara olan ihtiyacı e vitamini olsun  ve hakeza. İşte Kur'an-ı Kerim’in her bir kelamında  ve cümlelerinde bütün bu manevi azaların ihtiyaç duyduğu manevi vitaminler mevcuttur. Bir insan "Sübhanallah, Bismillâh,  Lâ ilâhe illâllah, Allahu ekber, Elhamdulillah" gibi hülasa kelamları zikrettiği zaman, bütün manevi vitamin ihtiyaçlarını karşılamış oluyor.

İnsanların kelamında ve eserlerinde bu hasiyet yoktur. İnsanlar ancak birkaç manevi azaya hitap edebiliyorlar. Mesela, kelam ve felsefe akla vitamin vermeye çalışırken, sair azaları vitaminsiz bırakır. Tasavvuf ve tarikat erbabı kalbe vitamin verirken, akıl ve sair azaları gıdasız bırakıyor ve hakeza. Ama Kur'an ve hadisler öyle hülasa gıdadırlar ki, yenildiği ya da istimal edildiği vakit, bütün manevi azaları işbak ve tatmin ederler.

Bu duyguların mahiyetini tam bilmesek de vazife ve gıdalanmaları manevi otomasyon şeklinde devam edip gidiyor.

Mesnev-i Nuriye'de geçen şu ifadelere konumuza ışık tutmaktadır:

"İnsan maddî hayatında, her anda havaya, her vakit suya, her zaman ve hergün gıdaya, her hafta ziyaya muhtaçtır. Bunların tekerrürü haddizatında tekerrür olmayıp, ihtiyaçların tekerrürü içindir. Kezâlik, insan, hayat-ı ruhiyesi cihetiyle Kur’ân’da zikredilen bütün nevilere muhtaçtır. Bazı nevilere her anda muhtaçtır: Hüvallah gibi. Çünkü ruh bununla nefes alıyor. Bazı nevilere her vakit, bazılarına her zaman muhtaçtır. İşte, hayat-ı kalbiyenin ihtiyaçlarına binaen, Kur’ân tekrarlar yapıyor. Meselâ, Bismillâh, hava-i nesîmî gibi kalbi ve ruhu tatmin ettiğinden, kesret-i ihtiyaca binaen Kur’ân’da çok tekrar edilmiştir."(1)

Yukarıdaki ifadeler teyit eden bir cümle de On Dokuzuncu Söz'de şöyle geçmektedir:

"Hem cismânî ihtiyaç gibi, mânevî hâcat dahi muhteliftir. Bazısına insan her nefes muhtaç olur: cisme hava, ruha Hû gibi. Bazısına her saat: Bismillâh gibi ve hâkezâ... Demek, tekrar-ı âyet, tekerrür-ü ihtiyaçtan ileri gelmiş ve o ihtiyaca işaret ederek, uyandırıp teşvik etmek, hem iştiyakı ve iştihayı tahrik etmek için tekrar eder."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Habbe.

(2) bk. Sözler, On Dokuzuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

şehrayin
insanın maddi azaları gıdasız kaldığı vakit insan en sonunda vefat edeceği gibi manevi gıdalarını almadığı zamanda manen vefat eder sadece cismani bir hayat yaşar cenabı hakk manevi gıdalarımızı aksatmadan almayı nasip etsin amin.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...