Block title
Block content

Her bir mahluk üstünde; "Hâlık-ı Küll-i Şey’e mahsus bir sikke, Sâni-i Küll-i Şey’e has bir hâtem ve taklid kabul etmez bir turra-i garrâ" bulunmasını biraz açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Hâlık-ı Küll-i Şey’e mahsus bir sikke, Sâni-i Küll-i Şey’e has bir hâtem ve  taklid kabul etmez bir turra-i garrâ” 

Sikke, Osmanlı liralarında altınların basıldığı matbaanın isminin bulunduğu yüze denilir. Bu teşbihe göre kâinat bir tek matbaa, her bir varlık orada imal edilen bir altın gibidir. Her varlık üstünde bu mühür okunur. Yani, bir çiçek, bir ağaç,  bir hayvan aynı hakikati birlikte terennüm ederek derler ki, bizi yaratan ancak her şeyi yaratanHâlık-ı Küll-i Şey”dir.

Hâtem ifadesi, öncelikle bir mektubun sonuna vurulan mührü hatırlatır. Bu teşbihe göre kâinat bir mektup, her bir insan ise o mektubun sonuna vurulmuş bir mühür gibidir. Yahut bir ağaç bir mektup, onun her bir meyvesi ise birer mühür gibidir. Bunların her birisi der ki, bizi yazan ve yapan ancakSâni-i Küll-i Şey”dir.   

Taklid kabul etmez bir turra-i garrâ”  ifadesi de aynı dersi vermektedir. Bilindiği gibi turra (tuğra) Osmanlı liralarında padişahın isminin yazıldığı yüzdür. Her varlık kendisinde tecelli eden İlâhî isimlere ayna olmakta ve “Beni yaratan ancak bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’tır.” hakikatini ilan etmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Makam, İkinci Lem'a | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1512 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...