Block title
Block content

"Her bir ruh, kaç sene yaşamışsa, o kadar beden değiştirdiği halde, bilbedâhe aynen bâki kalmıştır." cümlesine binaen, beyin hücreleri ömür boyu değişmediği için, ruhun beyin hücrelerine bağlı olduğunu söyleyenlere cevabımız nasıl olmalıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada baki kalan, ruhun durumu ve haleti değil, esası ve özüdür. Yani ruh cevher ve öz noktasından aynıdır, asla değişmez. Lakin terakki ve tedenni noktasından veya keder ve sevinç hususunda sürekli değişir ve halden hale geçebilir. Ruhun halden hale geçmesi ya da terakki veya tedenniye maruz kalması onun aslını ve özünü değiştirmez. Ruh, esas ve temel vasıfları noktasında asla ve kata menfi anlamda değişim geçirmez.

Mesela; insanın midesi ülser olsa, midelik manasını kaybetti başka bir organa dönüştü denilmez. Göz kör bile olsa göz olma manasını yitirmez yine gözdür, lakin arızalı ve hasta bir gözdür denilir. Bunun gibi ruhun neşe ve keder noktasından haleti sürekli değişse bile, ruh cevher ve öz noktasından yine aynıdır asla temelde değişmez ve başkalaşmaz.

Yine  insan üzüldüğü zaman, hayvan sevindiği zaman melek olmuyor; yani başka bir türe intikal etmiyor. İşte bu haller insanın insaniyet vasfını nasıl değiştirmiyor ise ruhun değişik hallere maruz kalması da ruhun özünü ve aslını değiştirmiyor.

* * *

İnsanın maddi cesedinin bir haritası olduğu gibi, maneviyatını da bir ceset olarak tahayyül edersek, onun da manevi bir haritası vardır. Bu maddi harita ile manevi harita arasında birebir bir eşleşme yapmak zor ise de, ehemmiyet ve önem açısından bir eşleşme yapanlar da vardır.

Mesela, önem ve işlev açısından maddi cesette kalp ne ise, manevi cesette de kalp ona denk gelir. Keza, önem açısından beynin maddi cesetteki yeri ne ise,  aklın da manevi ceset için yeri odur. Bu yüzden akıl ve kalp gibi manevi cihazları, beyin ve et parçası olan yüreğe nispet etmişlerdir. Nasıl, beyin ve yürek, maddi cesedin en önemli azaları ve sultanları ise, akıl ve kalp de manevi cesedin sultanları mesabesindedir.

Temsil bakımından, manevi cesedi kalp, maddi cesedi de yürek temsil eder. Aklı da beyin temsil eder. Aralarında böyle manevi bir irtibat olduğu gibi, belki bizim, idrakinden aciz olduğumuz ince, maddi bir bağ da olabilir.

Ruh, bedende mekan edinmekten münezzehtir. Bedenin her yerinde hazır ve nazırdır. Keza, bedenin bir yerinde ve köşesinde olmaktan da münezzehtir. Ruhu bir mekana ve yere hapsetmek doğru olmaz. Ruh zaten bedenin bütün hücreleri ve azaları ile münasebet içindedir. Münasebet içinde olması onun bir parçası onun bir işlevi olduğu anlamına gelmez.  

Bütün manevi cihaz ve latifeleri beynin kıvrımlarında görmek ve cismin bir işlevi saymak, ruh, kalp, vicdan gibi latifeleri inkar etmek, üç materyalist ekolden vülger materyalizmin bir iddiasıdır. Halbuki ruhun varlığına ve bedenden farklı ve münezzeh olduğuna yüzlerce deliller ve işaretler vardır. 

Bunlar, maneviyatı inkar ettiklerinden, her şeyi madde de gören ve maddenin işlevi sayan batıl ekollerdir. Ama manevi cihazların, maddi cesetle bir bağlantısı olabilir. Bağlantının olması, maddi olmasını gerektirmez. Bugün fen ilimleri de bunu ispatta zorlanıyor. Ama bunu bazı işaretlerden anlayabiliriz. 

Mesela, beyinde bazı bölgelerin, bazı kuvvelere tesir ettiğini biliyoruz. Hafıza kaybı ve benzer işler buna işaret olabilir. Kimse kalkıp, ben bütün manevi duyguların ve cihazların yerlerini maddi cesette tespit ettim diyemez. Ruhun ispatını Üstad Hazretleri Yirmi Dokuzuncu Söz'de kati bir şekilde yapıyor, tafsilatı için oraya bakılabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, Birinci Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4299 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

drerkan
Ayrıca sinir hücrelerinin de yenilendiği yönünde bilimsel iddaalar mevcut. Şunuda unutmamak gerekir ki mvcut bilimsel bulgular nihai noktada değildir.50 yıl sonra çok daha farklı bulgular ve keşifler olabilir.Belki de en şu anki bilgilerimizin tam zıddı veriler elde edilecektir. Selametle.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yorulmazyolcu
Bu ilimsiz bilim adamları ruhun ya beynin tamamına hulul ettiğini söyleyecekler veyahut bir parçasına hulul ettiğini söyleyecekler. Eğer ruh beynin bütününe hulul etmiş olsa bu takdirde beynin bir tarafının hücrelerinin eksilmesi ile ruh da eksilecekti. Veyahut beyne gelen her türlü mevadd-ı hayatiye ile ruhun da büyümesi gerekirdi. Eğer ruh beynin bir hücresi veyahut hücreler bütünü olsa, bu hücreler dahi tecdid edilidiğinden; glikoz, su, minareller,oksijen vs. hücreye girip karbondioksit gibi maddeler her saniye çıktığından, beyin hücrelerinin sabit kaldığına hükmetmek akılsızlık değil de nedir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ziyaretçi (doğrulanmadı)
İnsandaki en üst düzeydeki zerreler zaman içinde yerini yeni zerrelere bıraktığından beyindeki (dimağ) zerrelerde emekli olup yerini yeni zerrelere bırakırlar. Tıpkı emekli olan generaller gibi yerini yenilere bırakırlar, emekli olanlarda hariçte başka bir bünyede bir emekli generalin farklı bir işte çalışması gibi çalışabilirler.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...