"Her bir şeye, hususan her bir zihayata, pek çok müşevveş ihtimalat içinde, muayyen bir ihtimalle ve pek çok akim yollar içinde, neticeli bir yolla ve pek çok imkânat içinde mütereddit iken gayet muntazam bir teşahhus verilmesi..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Müşevveş ihtimal (imkân): Bir şeyin birden fazla imkâna sahip olma ihtimalidir. Mesela, bir atom zerresinin sayısız cisim ve eşyaya girmeye ihtimali vardır.

Muayyen ihtimal ise, bir şeyin bir yolu bir çizgiyi takip ederek hedefe ulaşmasıdır. Mesela, yediğimiz bir havucun belli bir yol takip ederek göze ulaşması muayyen bir ihtimaldir...

"İmkân" kelime olarak "varlığı mümkün olan" demektir. Yani var olması ile yok olması eşit olan şey demektir. Bu eşitlikten var olanlara, vaki; yok olanlara da mümkün denir. İşte bu eşitliği bozmak ancak ve ancak mümkinat cinsinden olmayan vacip bir vücutla mümkündür. Zira mümkünün, mümküne illet, yani sebep olması imkânsızdır. Yoksa devir ve teselsül dediğimiz, mantıksız şeyleri kabul etmemiz gerekir ki, bu da muhal bir şeydir.

Mümkinat âleminden böyle sonsuz misaller verilebilir ve bunların her biri bir Vâcibü’l-Vücûd’un varlığını ispat ederler.

"Her bir şey, vücudunda, sıfatında, müddet-i bekasında hadsiz imkânat, yani gayet çok yollar ve cihetler içinde mütereddit iken, görüyoruz ki, o hadsiz cihetler içinde vücutça muntazam bir yolu takip ediyor. Her bir sıfatı da mahsus bir tarzda ona veriyor." (Sözler, 33. Söz, Otuzuncu Pencere)

Var edilen bir şeyin hem vücudu yani zatı, hem de sıfatları, sonsuz imkânat yolları içerisinden en faydalı bir yolla meydana gelmişlerdir. Bu tercih için de yine "bir tahsis edici, bir tercih edici, bir mucid lazımdır."

İnsan mevcut hâlinin dışında sonsuz farklı şekilde yaratılabilirdi. Bunlar içerisinden "vücutça muntazam bir yolu takib" ederek şu mevcut şekli alması sonsuzda bir ihtimal iledir. Sonsuzda bir ihtimal sıfırdır, yani böyle bir şeyin tesadüfen meydana gelmesi mümkün değildir. O hâlde bir tahsis, bir tercih söz konusudur.

Sadece bir azamızı misal alalım:

İnsan kulağı için şekli, yeri, büyüklüğü ve taşıdığı hususiyetler itibariye sonsuz yol vardır. Kulak, bu farklı yollar içerisinden ancak bu şekliyle, bu özellikleriyle ve bedendeki mevcut yeriyle fayda temin edebilir. Bu hâlinin dışında da yine sonsuz muhtemel yollar vardır. Bunlar içerisinden; "muntazam bir yolu takip" ederek mevcut şeklini alması ve şu anda mevcut hususiyetlerini takınması için de yine "bir tahsis edici, bir tercih edici, bir mûcid lazımdır."

Dünyamız şu andaki büyüklüğünde olmakla kendisinden matlub olan neticeyi vermektedir. Halbuki, dünya şu büyüklüğünün iki katı olabilirdi, beş katı olabilirdi, bin katı olabilirdi… Sayıları artırabiliriz. Diğer taraftan dünya mevcut büyüklüğünün yarısı kadar olabilirdi, üçte biri kadar, beşte biri kadar, binde biri kadar da olabilirdi. Bunların hiçbiri dünyada hayatın doğmasına uygun düşmezdi. O hâlde bu sonsuz ihtimal içinde faydalı ve hikmetli bu büyüklüğü kim takdir etti?

Dünyanın şu andaki büyüklüğünde olması sonsuzda bir ihtimaldir o da sıfıra eşittir. Yani bu iş ihtimalleizah edilemez, ancak irade ile açıklanır. Allah dünyamıza bu büyüklüğü takdir etmiş böyle yaratmayı irade etmiştir.

Aynı şeyin dünyanın Güneş'e olan uzaklığı için de düşünebiliriz. Dünyamız Güneş'e çok daha yakın ve çok daha uzak olabilirdi. Bunların her ikisinde de yine sonsuzda bir ihtimal karşımıza çıkar. Bu mesafe de yine sonsuzda bir ihtimalledir ve tesadüfen olması muhaldir.

Dünyanın eğimi, atmosferin kalınlığı daha birçok çevre şartları için de aynı şeyler düşünülebilir. Böylece, Üstadın ifadesiyle imkânat ziyadeleşir. Bu şıklardan birinin dahi tesadüfen meydana gelme ihtimali sıfır olunca, tümünün tesadüfen meydana gelmesi muhaldir, bu ise katiyen ilahi iradeyi gösterir ve tesadüfü reddeder.

Elimizde bir kilo hamur olduğunu düşünelim. Bu hamurla birçok hamur işi yiyecek yapabiliriz. Mesela pasta yapabiliriz, kek yapabiliriz, ekmek yapabiliriz, krep yapabiliriz vs... İşte hamurun bu mamüllere dönüşme çeşitliliğine imkân, yani çok yollar deniliyor.

İşte, eşyanın ve maddenin en küçüğü olan atomlar da tıpkı misaldeki hamur gibidir. Bir atomun önünde böyle sayısız ve hadsiz yollar ve imkânlar bulunuyor. Hamur ekmek olmak için nasıl bir ustaya muhtaç ise, atomun da işe yarar bir molekül ya da hücre olabilmesi veya önündeki sayısız yollar içinden en hikmetli ve sisteme uygun olanını bulabilmesi, ancak nihayetsiz bir ilim ve mutlak bir irade sahibi bir yaratıcıyla olabilir.

Mesela, insan bedeninde çalışan atomlar bütün bedenin yapısına ve nizamına uygun bir şekilde hareket ediyor. Şayet plansız ve gelişi güzel hareket etseler, bütün bedenin muvazenesi bozulur. Atomun böyle hikmetli hareket edebilmesi için, bütün bedeni bilecek bir ilme, görecek bir göze sahip olması ve ona göre hareket etmesi iktiza eder. Bu mümkün olmadığına göre, o zerre her şeyi bilen ve gören Allah’ın sevki ile hareket ediyor, hikmetli adım atıyor demektir.

Bugün fen ilimleri, her bir eşyanın milyonlarca imkân ve ihtimal içinden en mükemmel ve en isabetli bir tercih olarak seçildiklerini gösterip akla ispat ediyorlar. Bu harika işleri, "kör, sağır ve şuursuz olan atom veya sebepler yapıyor" demek akılsızlık ve koyu bir cehalettir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...