Block title
Block content

"Her bir zerrede, Vâcibü'l-Vücudun vücuduna ve vahdetine iki şahid-i sadık vardır. Evet, zerre, acz ve cumuduyla beraber, şuurkârâne büyük vazifeleri yapmakla, büyük yükleri kaldırmakla Vâcibü'l-Vücudun vücuduna kat'î şehadet ettiği,.." İzahı nasıl?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Her bir zerrede, Vâcibü'l-Vücudun vücuduna ve vahdetine iki şahid-i sadık vardır. Evet, zerre, acz ve cumuduyla beraber, şuurkârâne büyük vazifeleri yapmakla, büyük yükleri kaldırmakla Vâcibü'l-Vücudun vücuduna kat'î şehadet ettiği gibi; harekâtında nizamat-ı umumiyeye tevfik-i hareket edip, her girdiği yerde ona mahsus nizamatı müraat etmekle, her yerde kendi vatanı gibi yerleşmesiyle Vâcibü'l-Vücudun vahdetine ve mülk ve melekûtun mâliki olan Zâtın ehadiyetine şehadet eder. Yani, zerre kimin ise, gezdiği bütün yerler de onundur."(1)

Zerrenin, Allah’ın varlığına ve birliğine birinci sadık şahitliği, acizlik ve cansızlıktır. Zerre hem aciz hem de cansız olduğu için kendinden hasıl olan binlerce hikmet ve faydaya sahip olamaz. Zira aciz ve cansız bir varlıktan şuurlu ve hikmetli bir iş, bir icraat çıkamaz.

Kalem, hem aciz ve hem de cansız bir varlık olduğu için, kitap yazdı, ya da şirket sözleşmesini imzaladı, denilemez. Kalem kendi başına ne kitap yazabilir, ne de şirket sözleşmesi imzalayabilir. Aynı şekilde zerre de bir kalem gibi aciz ve cansız olmasından zahiren kendinden çıkan işlere ve hikmetlere sahip olamaz. Böylece arkasında sonsuz ilim ve iradesi olan bir zatın kudret elini, aklı olana gösterir.

Nasıl tavuk, yumurtayı kendi şuur ve ilmi ile yapmıyor. Böylece üzerindeki kudret elini acizlik dili ile gösteriyor ise. Aynı şekilde zerre de acizlik ve cansızlık dili ile muhteşem bir çığlık ile; bu işleri ben yapmıyorum, benim arkamdaki Allah’ın kudret eli yapıyor, diye bize ilan ediyor.

Zerrenin ikinci sadık şahitliği ise; girdiği her yerin sistemine uyum sağlaması ve oranın gidişatına ayak uydurmasıdır. Bir zerre maden vücuduna girince madenin bütün işleyiş ve sistemine uyumlu çalışıyor. Sanki daha önce orada okumuş ve talim etmiş gibi hareket ediyor. Daha sonra o madenden çıkıp bir elmanın bünyesine giriyor, orada da yabancılık çekmiyor. Aynı uyum ve ahengi orada da temin ediyor. Sonra insan bedenine geçiyor, aynı ustalık ve ahengi insan bedeninde de gösteriyor.

Halbuki maden, elma ve insan bünyesinin işleyiş ve sistemleri tamamen bir birinden farklıdır. Ya zerre bütün kainatın ve şu bünyelerin işleyişini ve sistemini bilecek kadar bir şuura ve ilme sahiptir, diyeceğiz, ya da her şeyi bilen ve yaratan bir zatın memurudur, onun talim ve sevki ile hareket ediyor, diyeceğiz. İşte zerrenin şu vaziyeti zahir ve kati bir surette Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eder.  

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, İkinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...