"Her hayır Onun elindedir. Her yaptığınız hayrat Onun defterine geçer. Her işlediğiniz a’mâl-i saliha, yanında kaydedilir." Yirminci Mektup, Dokuzuncu Kelime'yi (بِيَدِهِ الْخَيْرُ ) açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"DOKUZUNCU KELİME"

بِيَدِهِ الْخَيْرُ Yani, her hayır Onun elindedir. Her yaptığınız hayrat Onun defterine geçer. Her işlediğiniz a’mâl-i saliha, yanında kaydedilir. İşte, şu kelime, cin ve inse nidâ edip müjde veriyor. Diyor ki: Ey biçareler! Mezaristana göçtüğünüz zaman, 'Eyvah, malımız harap olup sa’yimiz hebâ oldu. Şu güzel ve geniş dünyadan gidip dar bir toprağa girdik.' demeyiniz, feryad edip me’yus olmayınız. Çünkü sizin her şeyiniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin mükâfâtını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Zât-ı Zülcelâl sizi celb edip yeraltında muvakkaten durdurur, sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki, hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti; rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; ücret almaya gidiyorsunuz.

"Evet, geçen baharın defter-i a’mâlinin sahifeleri ve hidemâtının sandukçaları olan tohumları, çekirdekleri muhafaza eden ve ikinci baharda gayet şâşaalı, belki yüz derece aslından daha bereketli bir tarzda muhafaza eden, neşreden Kadîr i Zülcelâl, elbette sizin de netâic-i hayatınızı öyle muhafaza ediyor ve hizmetinize pek kesretli bir surette mükâfat verecektir."(1)

Dilimize Arapçadan geçmiş olan bu kelimenin aslı "hayr" olup; herkesin beğendiği, rağbet ettiği şeyler; şeref, meşru iş, faydalı ve sevabı gerektiren amel, iyilik, ibâdet ve mal gibi anlamlara gelir. Zıt anlamı ise şerdir.

Hayır iki türlüdür. Birincisi "mutlak hayır" olup, herkes tarafından dâima beğenilen, sevilen ve herkese göre iyi olandır. Adâlet, yardımlaşma, cömertlik ve doğruluk gibi... Allah'ın bizler için hayır gördüğü her şey.

İkinci tür hayır, "mukayyed hayır"dır. Yani kişiden kişiye değişen birine göre hayır, bir başkasına göre şer ve kötülük sayılan şeyler... Kötü yolda harcanan çok mal ve para gibi. Bu hayır, toplumların örf ve adetlerine göre değişkenlik gösterir. Bu yüzden bütün insanlığın üzerinde ittifak ettiği hayır kapsamına girmez.

"Her hayır Allah’tandır ve onun elindedir." Demek, hayrı icat edip onun sebeplerini ihzar edip onu yaratmak anlamındadır. Yani "hayır" müspet ve vücudi bir fiil olduğu için, Allah’a aittir. İnsanın hayırda icat noktasında hiç bir hissesi yoktur; bu yüzden insan gurur ve kibre kapılmamalıdır. İnsan hayra ancak dua ve talep ile sahip olabilir. Hayırda yüz iş varsa, bunun doksan dokuzunu hazırlayıp icat eden Allah’tır; geri kalan bir ise insanın istemesi ve talep etmesidir.

Mesela, namaz bir hayırdır, namaz içinde yüz fiil olsa, bunun doksan dokuzunu yaratan Allah’tır. Kıyam, rüku, secde, bunlar hep fiillerdir. İnsan ise bunlardan hiç birisine güç yetiremez. Ancak Allah’ın kudret ve iradesi ile biz bu fiilleri yapabiliriz. O zaman hayırlar, vücudi fiiller olmalarından Allah’ın kudret ve iradesinin elindedirler.

Allah’ın ilmi her şeyi kuşattığı için, onun ilminden hiçbir şey gizlenemez ve saklanamaz. İnsanın ömrü boyunca yaptığı her şey Allah’ın ilmindedir. Bu ilm-i muhiti ile bize mahşerde her amelimizi gösterecek.

Amel, daha çok insanın şahsi ibadetlerini ifade eder. Hizmet ise İslam ve İslam ümmetine olan çaba ve gayretlere işaret eder, aralarında böyle bir nüans vardır.

Onun defteri her şeyin kaydedildiği kader levhalarıdır. Kaderin alt birimleri olan insanın hafızası, Kiramen katiplerinin kayıtları da onun defteri kapsamına girerler. Ama ana defter kader levhalarıdır. Nasıl ki, hayatımız boyunca işlediğimiz ameller hafızamıza kaydoluyor ise, aynı şekilde kaderde de kaydolmuşlardır.

İlm-i muhit: Allah’ın ilmi sonsuz olduğu için, hiçbir şey bu ilmin kapsamından kaçamıyor. Allah sonsuz ilmi ile olmuş, olmakta ve olacak olan her şeyi görür ve kuşatır. Nasıl ki, büyük bir ayna mukabilindeki şeyleri kuşatır ve tutar; bu ayna aşağıya indikçe kuşattığı ve tuttuğu şeyler azalır; yukarı çıktıkça kuşattığı ve tuttuğu şeyler artar ve ne kadar yükseğe çıkarsa, ihata ettiği eşya da ona göre çoğalır. Aynen bu misaldeki gibi, Allah’ın ilmi sonsuz bir ayna gibidir. Zaman ve mekan ise bu aynanın altında tutulan ve kuşatılan eşyalardır. Böyle olunca, Allah her şeyi, geçmiş ve gelecek kavramı olmadan birden görür ve bilir. Böyle bir ilmin altında olan hiçbir şey ona gizlenemez ve saklanamaz.

Özet olarak, bizim yapmış olduğumuz hiçbir hayır zayi olup yok olmaz. Allah bu hayırlarımızı muhafaza edip karşılığını mutlaka verecektir. Öyle ise "Eyvah ölüm ve zeval bütün hayırlarımızı ve çabalarımızı zayi etti." diye bir endişeye kapılmanın manası yoktur.

(1) bk. Mektubat, Yirminci Mektup, Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...