Block title
Block content

"Her şeyin batını zahirinden daha ali, daha kamil, daha latif, daha güzel, daha müzeyyen olduğu gibi, hayatça daha kavi, şuurca daha tamdır." Şuurca daha tam olması ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Aynanın bir şeffaf ve parlak yüzü vardır, bir de pürüzlü ve parlak olmayan kesif yüzü vardır. Aynanın şeffaf ve parlak yüzünde her şey berrak ve net iken, pürüzlü ve kesif yüzünde her şey karmaşık ve bulanıktır. Şeffaf yüzünde tecelli ve yansıma tam ve mükemmel iken, pürüzlü ve kesif yüzünde tecelliler ve yansımalar kuvvetli bir dikkat ve tahkikat  ile anlaşılır.

Mesela, aynanın şeffaf yüzüne baktığımız zaman, bizim simamız kusursuz bir şekilde görünürken, kesif ve pürüzlü yüzüne baktığımız zaman, simamız belirsiz ve bulanık olarak  görünür... Bunlar ince ve derin hakikatleri akla yaklaştırmak için getirilen temsillerdir. Temsillerin her noktasını ve köşesini hakikate tatbik etmek gerekmez; maksada işaret etmesi yeterlidir.

Aynanın pürüzlü ve kesif yüzü "mülk" kelimesi ile ifade edilirken; şeffaf ve parlak yüzü ise "melekut" kelimesi ile ifade edilmiştir. Eşyanın mülk yüzünde hayır şer, iyi kötü, güzel çirkin, sebep sonuç beraber bulunduğu için, herkes her şeyin hayırlı ve güzel yönünü keşfedemeyebiliyor. Bu sebeple görünüşte çirkin ve şer gibi duran şeylerin Allah’a isnat edilmemesi için, Allah, araya sebepleri koyuyor. Sebepler de bir çok şeyin arkasındaki güzel ve nezih halleri perdeleyip örtüyor. Bu perde ve örtüler ancak tahkiki bir iman ve tefekkür ile delinebilir. Ama eşyanın iç yüzü olan melekut cihetinde ise her şey güzel ve berrak olduğu için orada sebepler değil, bizzat Allah’ın isim ve sıfatları hükmediyor; yani sebepsiz iş görüyorlar.     

"Şuurca batının zahirden daha tam olması" demek, batında, yani eşyanın iç yüzünde her şeyin anlaşılır ve berrak olmasıdır. Eşyanın iç yüzünden maksat, Allah’ın o eşya üstündeki plan ve projelerinin tam manası ile anlaşılması ve okunabilmesidir. Eşyanın dış yüzünde sebepler ve imtihan araya girdiği için, eşya üzerinde Allah’ın maksat ve planı tam ve berrak olarak görünmüyor; görmek için iman ve tefekkür gerekiyor. Ama eşyanın iç yüzünde sebepler ve imtihan olmadığı ve Allah’ın her maksat ve planı tam tezahür ettiği için, şuurca tam oluyor, ayrı bir gayret ve tefekküre ihtiyaç bırakmıyor.

Hızır (as)’a eşyanın melekut yüzü gösterildiği için, her şeydeki hayır ve güzelliği hilafsız ve karışıksız okuyabiliyordu. Ama Hazreti Musa (as) da o melekut bilgisi olmadığı ve  olayları zahire göre yorumladığı için Hz. Hızır (as)’in yaptıklarına tahammül edemiyordu. Yani eşyanın iç yüzünde şuur tam iken, dış yüzünde imtihanlı ve karmaşıktır.

 Mesela; deprem bir hadisedir, dış ve iç olmak üzere iki yüzü vardır. Depremin dış yüzünde kolay kolay kimse Allah’ın bütün maksatlarını ve planlarını okuyamaz, ama Allah bize o hadisenin iç yüzünü ledünni olarak gösterse, herkes ağlarken biz güleriz. Herkes hüzünlenirken biz mutlu oluruz. İşte batında şuur tam iken, zahirde şuur perdeli ve kapalı oluyor. Lakin zahirde de iman ve teslimiyet ile mükellefiz. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...