Block title
Block content

"Herbir burhan geldikçe, daha revnaktar, daha şirin, daha hoş, daha nuranî, daha güzel marifet tabakaları, tanımak perdeleri, muhabbet pencereleri açıldığı için..." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"O inatçı adam cevaben dedi ki: Ben senin bu burhanlarına karşı yalnız derim: Elhamdülillâh, inandım. Hem güneş gibi parlak ve gündüz gibi aydın bir tarzda inandım ki, şu memleketin tek bir mâlik-i zülkemâli, şu âlemin tek bir sahib-i zülcelâli, şu sarayın tek bir sâni-i zülcemâli bulunduğunu kabul ettim. Allah senden razı olsun ki, beni eski inadımdan ve divaneliğimden kurtardın. Getirdiğin burhanların her birisi tek başıyla bu hakikati göstermeye kâfi idi. Fakat her bir burhan geldikçe, daha revnaktar, daha şirin, daha hoş, daha nuranî, daha güzel marifet tabakaları, tanımak perdeleri, muhabbet pencereleri açıldığı için bekledim, dinledim."(1) 

Allah’ı bir isimle tanımak iki isimle tanımak üç isimle tanımak dört isimle tanımak bin isimle tanımak vesaire. Bir isimle tanıyan iki isimle tanıyana göre daha geride saha noksandır. İki isimle tanıyan da üç isimle tanıyanın bir adım gerisindedir. Demek her bir isim Allah’ı tanımada ve sevmede bir perde bir basamak bir mertebe oluyor. Bir isim eksik olursa, o basamak o mertebe o perde eksik kalmış oluyor.

Bu sebeple Allah’ı tanımanın ve sevmenin (Çünkü sevme tanımaya bağlı bir durumdur.) sayısız makamları ve mertebeleri bulunuyor. Her makam her perde her basamak Allah’ın ayrı bir güzelliğini farklı güzel bir yönünü bize gösterip tanıtıyor.

Hazreti Muhammed (asm) Efendimizi habibiyet makamına çıkaran, Allah’ı her bir isim ve sıfatı ile bilip ona göre marifet kazanması ve o isimleri üzerinde göstermesi ile olmuştur.

Bin pencereli bir saray olsa ve her bir pencere ayrı güzel bir manzaraya açılsa, sarayın içindeki sakin her bir pencereye ayrı bir iştah ile bakmak ister. Çünkü pencereler ayrı bir güzelliğe açılıyor, o güzellikleri görmek için o pencereye yönelmek ve bakmak gerekiyor.

Tabirde hata olmasın, Allah’ın her bir ismi her bir sıfatı her bir şuunatı Allah’ın Zat-ı Akdesine açılan ayrı bir pencere ayrı bir manzara ayrı bir güzellik perdesidir. İnsan sahip olmuş olduğu maddi ve manevi donanım ile bu kudsi manzaraları, bu ulvi güzellik perdelerini seyretmekle mükelleftir.

Ayrıca tevhide ya da haşre getirilen her bir delil, ayrı bir marifet penceresidir; ne kadar getirilirse iman o kadar kuvvet ve derinlik kazanır. Bütün bu deliller toplandığında, iman hakkalyakin mertebesine çıkar, artık bu imanın şeytan tarafından selbedilmesi imkansız olur.  

(1) bk. Sözler, Yirmi İkinci Söz, Birinci Makam. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Makam, On İkinci Burhan | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 509 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...