Block title
Block content

"Herbir fennin bir hakikat-i âliyesi var ki, o hakikat bir ism-i İlâhîye dayanıyor... Yoksa, yarım yamalak bir surette, nâkıs bir gölgedir." ifadesini izah eder misiniz, gölge olmasını nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainatta ne varsa, Esma-i İlahiyeye ayinedir. Çünkü hakiki hakaik-i eşya, Esma-i İlahiyedir. Yani her mahlukun mahiyeti ve hakikati bir esmaya dayanır. İşte Fenlerde bu hakikate mazhar olduklarından dolayı, onların da nokta-i müntehası, Esma-i İlahiyedir. Şayet o fenle ilgilenen kişiler, o fennin gözü ve gözlüğü ile o esmayı okuyabilmişlerse, o zaman o fen kemalini bulmuş olur.

Yoksa o fen ve sanat, o esmanın gizlenmesini ve görünmemesini sağlayan bir perde ve gölge olur. Mesela Tıb ilmi "Şafi" isminin mazharıdır. O fennin kemali, Şafi isminin mazharı olmakla meydana çıkar. Şayet bu fenden Şafi ismine ulaşılamıyorsa, o zaman Şafi ismi okunmaz, sadece tıb ilmi görünür. O zaman Tıb ilmi ayna olmaz. Gölge ve perde olmuş olur.

Şayet Esma-i İlahiyeye ayna olma yüzü keşfedilirse, parlak olur. Şayet Esma-i İlahiyeye ayna olma yüzü keşfedilmemiş ise, o zaman perde olur.

İlave bilgi için tıklayınız:

“Masnuatta hiçbir eser yok ki çok mânalı bir lâfz-ı mücessem olmasın, Sâni-i Zülcelâl’in çok esmâsını okutturmasın.” cümlesine geçen “lafz-ı mücessem” ne demektir. Örnek verebilir misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...