Block title
Block content

"Herşeyin bâtını zahirinden daha lâtif, daha şeffaftır. Bu ise, Sâniin o şeyden hariç ve baîd olmamasına delâlet eder. O şeyin sair eşya ile nizam ve muvazenesinin Sânii tarafından temin edildiği cihetle de, Sâniin o şeyde dahil olmamasını iktiza eder..." Devamıyla açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Her şeyin bâtını zahirinden daha lâtif, daha şeffaftır. Bu ise, Sâniin o şeyden hariç ve baîd olmamasına delâlet eder. O şeyin sair eşya ile nizam ve muvazenesinin Sânii tarafından temin edildiği cihetle de Sâniin o şeyde dahil olmamasını iktiza eder. Öyleyse, bir masnûun zâtına bakılırsa, Sâniin ilim ve hikmeti görünür. Gayrısıyla birlikte bakılırsa, Sâniin fevkalküll bir sem’ ve basara mâlik olduğu görünür."

"Bu hakikatten anlaşıldı ki, Sâni-i Âlem, âlemde dahil olmadığı gibi, âlemden hariç de değildir. İlmi ve kudretiyle her şeyin içinde olduğu gibi, her şeyin fevkindedir. Bir şeyi gördüğü gibi, bütün eşyayı da beraber görür..."(1) 

Eşyanın bir görünen yüzü bir de görünmeyen gerçek yüzü vardır.

Görünen yüzünde imtihan gereği zıtlar iç içedir. Mesela, bu yüz de ölümde vardır hayat da vardır, şefkat de vardır zulüm de vardır, lezzet de vardır acı da vardır. Allah bu yüzde çirkin şeylerle temasta görünmek istemediği için araya sebepleri koyuyor. Ta ki isyan ve öfkeler Allah’a değil sebeplere gitsin. Hatta Azrail (as) da ölümle Allah arasında bir perdedir. İnsanlar genelde Allah’a değil sebeplere kızarlar. Allah izzetini bu yöntem ile muhafaza etmiş oluyor.

Ama görünmeyen gerçek yüzünde ise, her şey açık ve berraktır, orada zıtlar değil İlahi isimlerin güzel yüzleri hükmeder. Bu yüzden Allah eşyanın görünmeyen yüzüne isimleri ile bizzat yakındır ve tabiri yerinde ise eşya ile temas halindedir. Üstadımız bu inceliğe dâhildir ifadesi ile işaret ediyor.

Allah’ın alemde hem dahil hem de hariç olması meselesi ise şöyledir:

Allah’ın isim ve sıfatları kainatın her yerinde hazır ve nazır iken, Zatı itibarı ile de her şeyden münezzeh ve mukaddestir. Yani Allah isim ve sıfatları ile kainatın içinde iken, Zat-ı Akdesi ise dışındadır, yani kainattan münezzeh ve mukaddestir.

Mesela, güneş ısı ve ışığı ile bizim göz bebeğimizin içine kadar girmiştir, ama zatı itibarı ile bizden bir milyon kilometre uzaktadır. Şimdi "güneş vasıfları ile bizim içimizde iken, zatı ile dışımızdadır" denildiğinde gayet doğru ifade etmiş oluruz. Bu örnekle baktığımızda, Allah isim ve sıfatları ile her şeyin yanında hazır ve nazır iken, Zat-ı Akdesi itibarı ile de her şeyden mukaddes ve münezzehtir.

Allah’ın ilim, irade, kudret, sem, basar sıfatları en içinden en dışına kadar kainatın her tarafını kuşatmıştır. Hiçbir varlık bu sıfatlardan hariçte olamaz. Bir şeyi gördüğü gibi, bütün eşyayı da beraber görür, bir atomu bildiği gibi bütün kainatı da bilir, bir karıncayı işittiği gibi bütün canlıları da işitir, bir toz zerresini idare ettiği gibi bütün kainatı da idare eder.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Katre.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Katre | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 598 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...