Block title
Block content

HİKMET

 
Her şeyi yerli yerince yapmaya hikmet denir. Yerinde bir hareket hikmetli iş, ince manalar taşıyan bir söz hikmetli sözdür. Kur’an’ın ifadesiyle “Kime hikmet verilmişse, ona büyük bir hayır verilmiştir” (Bakara, 269) Hz. Lokman, böyle bir hikmete mazhar olanlardandır. Lokman Sûresinde Hz. Lokman’ın oğluna verdiği hikmetli öğütler nazara verilir.

Hikmet, Hakîm ismine mazhariyettir. Cenab-ı Hak Hakîm’dir, faydasız, abes iş yapmaktan münezzehtir. Her yaptığı işte binler faydalar, maslahatlar vardır. Hakîm ismine mazhar olan kişi, hep hikmetli konuşur, hikmetli iş yapar. İsraftan, abesten uzak bir ömür sürer. Nefsini ve nefesini faydalı, işlerde tüketir. Böyle birisinin “bakışı ibret, sözü hikmet, sükûtu tefekkürdür.”

Bir yönüyle hikmet, her şeyin inceliklerine nüfuz etmek, nedenine, niçinine vakıf olmaktır. Hikmetin bu yönü, bilhassa bilgi ile alakalıdır.

Aklın ifrat ve tefrit hallerde bulunmayıp, istikamet üzere bulunması yani hakkı hak bilip ona uyması ve batılı batıl bilip ondan kaçınması hikmet mertebesidir.
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et. Ve onlarla en güzel bir şekilde mücadele et!” ayeti, hikmetin bir davet metodu olduğunu da gösterir. (Nahl, 125)


“Hikmet”in en yaygın kullanılan manaları, “sır, gaye, fayda” dır.
“Bu işin hikmeti nedir?” denildiği zaman, “Bundan maksat ne? Bilemediğimiz ne gibi gizli sırlar taşıyor?” mânâsı akla gelir. O halde, yapılan bir işten bir fayda hâsıl olacaktır ki hikmet tahakkuk etsin.

Bu düşünce bizi hikmetin, “amelle beraber ilim” tarifine götürür. İslâm âlimleri, yalnız başına ilmi, hikmet kabul etmezler. İlimle amel edilmesini ve faydalı sonuçlar alınmasını şart koşarlar.

İbni Abbas (ra) Kur’an’daki hikmet kelimelerini, helalleri ve haramları öğrenmek diye tefsir etmiştir.

Paylaş
Yükleniyor...