Block title
Block content

"Hikmet-i ezeliyenin düsturuyla tanzim olunan âlemin mahiyeti müstaid değil ve inayet-i ezeliyenin pergeliyle nakşolunan feleğin kanunu müsaid değil ve meşiet-i ezeliyenin matbaasında tab'olunan zamanın tabiatı muvafık değil..." Örnekle izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İstediğim emir ve arzu ettiğim şey ve teşehhî ettiğim hal, hikmet-i ezeliyenin düsturuyla tanzim olunan âlemin mahiyeti müstait değil ve inayet-i ezeliyenin pergeliyle nakşolunan feleğin kanunu müsait değil ve meşiet-i ezeliyenin matbaasında tab olunan zamanın tabiatı muvafık değil ve mesâlih-i umumiyeyi tesis eden hikmet-i İlâhiye razı değildir ki, şu âlem-i imkân, Feyyaz-ı Mutlakın yed-i kudretinden, şu ukulûmuzun hendesesiyle ve tehevvüsümüzün iştahısıyla istediğimiz herbir semeratı koparsın. Verse de tutamaz, düşse de kaldıramaz..."(1)

Bir insanın kendi istediği şey ve iştahla beklediği hâl ile Allah’ın ezeli hikmet prensibinin düzenlediği alem örtüşmeyebilir. Yani Allah’ın hikmeti gereği getirdiği alemdeki bir hâl ile insanın beklentisi aynı olmayabilir. İşte insan bu beklentisinin gerçekleşmemesinden dolayı sızlanır ve şikayet eder.  

Allah’ın ezeli ihsanın pergeli ile çizilen kainat kanunu insanın iyi bir niyet ile kendi cüzi bakışına göre çizdiği alem kanunu arasında bir uyuşmazlık olabilir. Mesela, bir Müslüman İslam aleminin miskinliği ve geri kalmışlığının gitmesini arzu eder, Allah’tan şiddetle talep eder. Ama Allah, insanın bilemeyeceği binlerce gizli hikmetinin gereği olarak bu hâlin devamına hükmedebilir. O zaman Müslüman kendi kendine acizlenip şikayete başlar.

Yani özet olarak, kainat çarkları ve alemlerin düzeni, insanların basit ve ihatasız iştah ve heveslerine göre işlemiyor. Bu hayır noktasında da böyledir, şer noktasında da böyledir. Allah iş ve icraatlarını planlarken insanların iştah ve hevesini esas almıyor, ancak kendi ezeli ve ebedi isimlerinin bizce gizli hikmetlerini esas alıyor. İnsan arzu ve hevesleri ile Allah’ın ezeli hikmetlerini tesiri altına alamaz.

Mesela, biz şimdi İsrail kâfiri karşısında Filistinli Müslüman kardeşlerimizin galip gelmesini şiddetle arzuluyoruz. Ama hâl-i alem ve Allah’ın bizce bilinmeyen hikmetleri tersine izin veriyor. Biz de bu durumdan şikayetlenip duruyoruz. Bu şikayet isyan ve tevekküle zıt bir hâl olmadığı için, Allah’ın icraatlarını beğenmemek veya itiraz manası çıkmaz.    

Zamanın tabiatı, zamanın gereği ve konjonktür anlamlarına geliyor. Mesela, bundan üç asır önce yaşayan birisi uçağa binemez ya da uçak gibi uzun yolu kısa bir zamanda gidemez. O zaman insanının uçağa binmesi ve üç aylık yolu üç saatte gidebilmesi, ancak bu zamanda olması ile mümkündür. Çünkü o zamanın tabiatı buna müsaade etmez.  

(1) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 138 | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 629 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...