Block title
Block content

Hikmet-i Kur’aniyede düstur-u cidal yerine düstur-u teavün esas alınıp; hayatın bir mücadele değil bir yardımlaşma olduğu nazara veriliyor. Halbuki ekolojide canlılar arasında yardımlaşmadan çok mücadele nazara çarpmaktadır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nur Külliyatı'ndan  insanla  ilgili bir  tespit:

“İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesi,..”(1)

Bu âlemde hemen gözümüze çarpan ilk yardımlaşma örneği, sema ile arz arasındaki yardımlaşmadır. İnsan ve bütün canlılar bu ikilinin ortak mahsulleri gibidirler.

Güneş gözlere ışık saçmakta, hava unsuru bütün canlıları teneffüs ettirmekte, yer küresi sırtında taşıdığı bu canlılar için mevsimleri dolaşmakta, baharın gelmesi için 23,5 derece eğimle dönmektedir. Bütün bu faaliyetler birer yardımlaşma örneğidir.

Bir damla suda oksijenle hidrojenin bir araya gelerek su olmaları yardımlaşmanın başka bir örneğidir. Elementlerin her biri taşıdığı özellikle canlıların yardımına koşmakta ve bu unsurlar canlıların menfaati için adeta el ele verip birlikte çalışmaktadırlar.

Hayatı “cidal” kabul edenlere  Üstad Hazretleri şöyle hitap eder:

"Ve Hâlık-ı Kerim’in kerem düsturlarından ve erkân-ı kâinatta kemal-i itaatla imtisal edilen düstur-u teavünle, nebatat hayvanatın imdadına ve hayvanat insanların yardımına koşmasından tezahür eden o umumî kanunun rahîmane, kerimane cilvelerini cidal zannedip, "Hayat bir cidaldir." diye ahmakane hükmetmişsin.”

"Acaba o düstur-u teavünün cilvesinden olan zerrat-ı taamiyenin, kemal-i şevk ile beden hüceyrelerinin gıdalandırılması için koşmaları nasıl cidaldir? Nasıl bir çarpışmaktır? Belki o imdat ve o koşmak, Kerîm bir Rabbin emriyle bir teavündür."(2)

İnsan kâinatın meyvesi olduğu için, bütün âlemde hükmeden bu yardımlaşma kanununun bir misali de insanda sergilenmiştir. Bir elde parmaklar arası yardımlaşma, iki el arasındaki yardımlaşma, yürüyen kişiye gözün yol göstermesiyle sergilenen yardımlaşma, iç organlar arası harika yardımlaşma, akılla hafıza arasındaki yardımlaşma, bedenin bir bütün olarak ruhun ihtiyaçlarını karşılamadaki yardımları dikkate alındığında, insan vücudunda yardımlaşmanın sayılamayacak kadar örneklerine şahit olunur.

Hayatı mücadele sananları aldatan tek nokta, hayvanlar arasındaki rızık mücadelesidir. Cenab-ı Hak bir takım hayvanlarına rızık olarak bitkileri tayin ederken, bir başka grubu da etle beslenir şekilde yaratmıştır. Bu Allah’ın büyük bir ihsanı ve harika bir hikmetidir. Hayvanların hepsi bitkiyle beslenseler, eti yenilmeyen hayvanların cenazeleri yeryüzünü kaplayacaktı ve Üstad'ın ifadesiyle,

“... bizi bu vatan-ı dünyevîmizden kaçıracaklardı.”(3)

Her nefis ölümü tadacağına göre, birçok hayvanların ölümü tatmalarına da onlarla beslenen diğer bir canlı türü memur edilmiş gibidir. Açlık ile harekete geçen bir kaplan, vadesi yetmiş bir ceylanı yakalayıp yemekle hem Allah’ın Rezzak isminin bir cilvesini sergilemiş, hem de Mümit isminin bir tecellisine sebep olarak görev yapmıştır.

Mezbahalarda, tavuk ve balık üretme çiftliklerinde her gün sayılamayacak çok canlının hayatına son verip kendine rızık yapan insanoğlunun, aslanlara, kaplanlara, parslara söyleyeceği fazla bir söz olmasa gerektir.

“Unsurları zîhayatın imdadına, hususan bulutları nebatatın mededine ve nebatatı dahi hayvanatın yardımına ve hayvanat ise insanların muavenetine ve memelerin kevser gibi sütleri, yavruların beslenmelerine ve zîhayatların iktidarları haricindeki pek çok hacetleri ve erzakları, umulmadık yerlerden onların ellerine verilmesi, hattâ zerrat-ı taamiye dahi hüceyrat-ı bedeniyenin tamirine koşmaları gibi teshir-i Rabbanî ile ve istihdam-ı Rahmanî ile, hakikat-ı teavünün pek çok misalleri doğrudan doğruya, bütün kâinatı bir saray gibi idare eden bir Rabb-ül Âlemîn'in umumî ve rahîmane rububiyetini gösteriyorlar.”(4)

Dipnotlar:

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua (Meyve Risalesi), Yedinci Mesele.

(2) bk. Lem’alar, On Yedinci Lem'a.

(3) bk. a.g.e., Otuzuncu Lem'a, Birinci Nükte.

(4) bk. Şualar, Yedinci Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...